Quo vadis Nereye

YARATILIŞ gayesini ve kendini unutan, nefsinin arzuları peşinde koşup, dünyanın geçici zevklerine aldanan insan nereye koşuyor

Gerçekten kaçtığını ve kaçıp kurtulacağını zannediyor, oysa kaçtığı da bizzat kendisi!

Aklı sıra huzuru arıyor; halbuki buldum zannettiği her şeyde daha çok bunalıma giriyor, battıkça batıyor.

Dünya hayatı ölümle sınırlı (ortalama 70-80 yıl), insan için gerçek ve sonsuz hayat öldükten sonra başlayacak. Sonsuz hayatta iki yer var, biri cennet diğeri cehennem.

Dünya, ebedi kalınacak yerler için yalnızca bir imtihan yeri ve bu imtihan da insanın yaratılışı, ahlakı, yaşayışı ile ilgilidir. Ne hazin tecellidir ki, etrafındaki eşya ve hadiseleri büyük ölçekte çözen insan, kendini tanımakta ihmalkâr davrandı. Öyle ki kendini büsbütün unuttu.

Kendine, yaratılış gayesine ihanet etti.

Nasıl mı Bu mühim sualin cevabını İmam-ı Rabbani Hazretlerinden dinleyelim: (Mektubat, 1.cilt 64. Mektup -özetle-)

Haberin Devamı

'Dünya lezzetleri ve elemleri iki türlüdür. Birisi cismin (yani nefs-i emmarenin), ikincisi ruhun lezzetleri ve acılarıdır. Cisme lezzet veren her şey, ruha elem verir. Cismi inciten her şey, ruha tatlı gelir. Görülüyor ki, ruh ile ceset birbirinin aksidir.

Fakat bu dünyada (yani imtihan arenasında) ruh, cisim derecesine düşmüş ve cisimle birleşmiş, kendini cisme kaptırmıştır (Ona âşık olmuş ve kendini büsbütün unutmuştur.) Ruh, cisim haline almış, ona lezzet veren şeylerden lezzet duymaya ve cisme acı gelen şeylerden elem duymaya başlamıştır. İşte avam yani cahil halk (kendini ve Rabbini bilmeyen) böyledir.

Vettîn Suresinin, 'Onu (ruhu), sonra en aşağı dereceye indirdik' mealindeki ayet-i kerimesi bunların halini göstermektedir. Bir kimsenin ruhu, eğer esaretten, bu bağlılıktan kurtulmaz, kendi derecesine yükselmez, kendi vatanına kavuşmaz ise ona yazıklar, binlerle yazıklar olsun!

İşte, ruhun hastalıklarından biri, elemini lezzet sanması, lezzetini elem anlamasıdır. Safra hastasının şekeri acı hissetmesi gibi. Bu kimseyi tedavi etmek gerektiği gibi, ruhu da bu hastalıktan kurtarmak aklın gereğidir. Ruhun tedavi edilerek, cismin elemlerinden, acılarından lezzet duyması, sevinmesi lazımdır.