Nice gerçek bayramlara...

Dikkat ederseniz epeyce zamandır İslam alemi olarak ağız tadıyla bayramları idrak edemiyoruz. Bunun yegâne sebebi, inancımızla yaşantımızın birbirlerine taban tabana zıt olmasındandır.

Zira çürük inancımızla olması gereken gerçek imanın aşkını, vecdini ve ihlasını (samimiyet) kaybettik. Bu kaybedişle birlikte gücümüz, kudret ve kuvvetimiz de elimizden alındı.

Hâkim iken mahkûm durumuna düştük.

Halbuki Allahüteala bizi, 'Eşya ve hadiseleri teshir etmek' (zapt etmek, emri altına almak) ve hükmetmek için yarattığını buyuruyor. Ve yine buyuruyor ki: 'İnanıyorsanız üstünsünüz!'

Üstün olmadığımıza ve eşya ve hadiselere hükmedemediğimize, bilakis onların hükmü altına girdiğimize göre inancımızda bir samimiyetsizlik var demektir.

Daha doğrusu inancımızın gereği gibi yaşamıyor, yaşadığımız gibi inanıyoruz ve buna da İslamiyet diyoruz.

Bu kadar açık ve net!

Sevgili Peygamberimiz Aleyhisselam efendimiz İslamiyet'i şu iki cümle ile özetledi: 'Allahüteala'nın emirlerini üstün bilip onlara hürmet etmek ve O'nun mahlukatına karşı müşfik ve merhametli olmak!'
Kendimize ve etrafımıza bakalım bir Müslüman olarak yukarıdaki tarifin içine ne kadar sığıyoruz Allahüteala'yı tanıyor ve O'na inanıyorsak ve O'nu sevdiğimizi söylüyorsak, O'nun emirlerini ne denli üstün görüyor onlara ne şekilde hürmet ediyoruz

Haberin Devamı

Sevgi itaattir, sevginin muhasebesini yapıp (ne kadar seviyoruz ve ne kadar seviliyoruz) Cenabıhakk'ın emirlerine gösterilen tazim ölçüsüyle bilinir!

Cenabıhak bizden kalplerimizin itminana ermesini (huzura kavuşmasını) istiyor, bunun da ancak ve ancak Allahüteala'nın zikriyle olabileceğini buyuruyor.

Kuran'ı Kerim'de en büyük zikrin 'namaz' olduğu bildiriliyor.