Necip Fazıl ve dönüşüm -8-

Fuat Bol
Bugün
17

ÜSTAT Necip Fazıl Kısakürek, mürşidi, ebedi kurtarıcısı Seyyid Abdülhakim Efendi Hazretleri'nden aldığı işaretle, toplum hayatındaki sorumluluğunu ve buna dair olan memuriyetini şöyle açıklar:

"Bir mısraı bir millete şeref vermeye yeter!.. Bu söz, benim iman tarafım henüz belli değilken, o hengamede, bugünkü düşman cephesinin en kodaman kalemlerinden biri tarafından hakkımda kondurulmuş teşhistir. Ya Rabbi! Nezdinde, kendimi en aşağı müminlik mertebesinin ancak ayak tozlarını silmeye memur bir dereceye bile layık görmeyerek böyle bir iddiadan bile kemiklerim ürpererek kaydediyorum: Sadece senin dininden, hak olan yolundan, tek olan kapından nefret ettikleri için, nefret edilmek bana ne muazzam payedir! Bu payeyi bana sen, hayatım ve bütün insanların hayatı gibi, meccanen, yoktan, tek liyakat ve istihkakım olmadan verdin ve benim ağzımdan değil, düşmanlarımın lisanıyla izhar ettin. Artık ben nasıl susabilirim"

Susmadı ve bir ömür boyu inancını (İslamiyet), en yüksek burcun zirvesinden haykırdı. Müslümana 'gerici' diyenlere verdiği cevap: "Bize gerici diyen, karanlık hokkası ve bataklık deliği ağız! Bizzat sen, zaman kadar mücerret bir şeyi çürütmüş, kokutmuş ve dünyayı Taş Devri'ne kadar itmiş, atmış bir küfür gericiliğinin mostralık çeşidi değilsin de nesin Senin secde ettiğin putlar önünde, Apis Öküzüne tapanlar bile özür beyan edebilirler ve bize gerici diyenlere ancak DEH demek için gerideyiz."

Haberin Devamı

500 yıllık bir Türk ailesine mensup Necip Fazıl, İsmet İnönü'nün faşist yönetiminde, 'Türklüğe Hakaret Davası' ile yargılanır ve mahkemece beraat üstüne beraat almasına karşılık siyasi iradenin baskısıyla bu kez hamile eşiyle birlikte hapse atılır.

Bizzat kendinin anlatımıyla: "İnönü, zamanın Adalet Bakanı'nı çağırıp şu emri vermiş: 'Ne yaparsanız yapın, bu adamı bertaraf edin!' Temyiz mahkemesince bozulan, fakat yine mahkemenin üzerinde ısrar ettiği Türklüğe Hakaret Davasındaki beraat hükmünü Temyize bu defa nihai olarak bozdurmak için bir yıldır sarfedilen gayreti birdenbire hızlandırdılar. Vaziyet emindi doğrudan doğruya politikadan emir almak vaziyetinde kalan o zamanki Temyiz mahkemesi bu hükmü nasılsa bozacaktı. Fakat hemen bertaraf edilmem için bir tevkif bahanesi bulmak lazımdı. Derhal buldular; doğrudan doğruya partiye yönelttiğim bir hücumu, hükümetin manevi şahsiyetine yönelmiş saydılar ve beni tevkif ettiler. Bu davadan hâkim huzuruna çıkar çıkmaz beraat ettiğim ve salıverilmeyi beklediğim gün o anda yetiştirdikleri Temyizin bozma kararı üzerine beni bir mahkemeden öbür mahkemeye aktardılar. Temyizin bozma ve mahkemenin uyma kararı üzerine beraat eden adamı, bu defa zevcesiyle beraber hapishaneye gönderdiler. Sırf taraflar teşekkül etsin de Temyize hemen uyulabilsin diye hamile ve hasta zevcemi vahşiyane bir üslupla yatağından kaldırıp öğlenden evvelki mahkemeyi öğleden sonraya kadar beklemek ve -ben zevcemi yatağından kaldıramazlar, beni de mecburen salıverirler diye düşünürken- birdenbire hasta kadını mahkeme salonundan içeriye itmek suretiyle, cihanda emsalsiz bir hak ve adalet hıyaneti tertiplediler. Halk Partisi idaresinin savcısına ve mahkemesine baskı derecesini gösteren bu misali, içindeki hak ve adalet hıyaneti ile birlikte bu ve öbür dünyanın hesap günlerine havale ediyorum."