Necip Fazıl ve dönüşüm -7-

Fuat Bol
Bugün
15

Üstad Necip Fazıl'ın kimyasını değiştiren, onu karanlıklardan çıkarıp nura gark eden ve gerçek bir mücahit yapan Seyyid Abdülhakim Efendi Hazretleri için yazdığı dizeler:

'İnsandan murad onlar, ölümü öldürenler,

Ötenin ötesinde sonsuz hayat sürenler...' ve:

'Sebil sebil sunanlar, ölümsüzlük tasını;
Çizenler, nokta nokta ebed haritasını...'

Malum; mürşid-i kamillerin nefsi mutmainne olmuş (iman etmiş), bir yönleri ile Hakk'a, diğer yönleriyle insanlara dönüktür. Yani onlar, insanları irşad ederken de gönülleri her an Allahüteala iledir.

Onlar, Cenab-ı Hak'ın seçilmiş kullarıdır, dolayısıyla onların sözlerinde rabbani tesir vardır, onların bakışları şifadır. İşte Necip Fazıl, böyle üstün bir zatın acıyarak bakan nazarlarına ve rabbani tesirli sohbetlerine muhatap oldu.

Zira Allah dostlarının, gerçek büyüklerin sözleri sözlerin büyüğüdür.

Sevgi, yukarıdan aşağıyadır; yani büyükler sevecek ki biz de onları sevebilelim. Onların sevgisi ise dünya ve ahiret nimetlerinin üstündedir. Zira Hadis-i Şerif muştusuyla; 'Kişi sevdiği ile beraberdir'.

Haberin Devamı

En dar ve sıkıntılı günde onlarla beraber olmak, onlarla birlikte haşrolmak ve onlarla beraber onların gökleri bürüyen müşfik kanatlarının altında sıratı geçip cennete gitmekten daha büyük müjde ne olabilir

Yeter ki Allah dostlarını sevmekte samimi olalım ve bu sevgimizde en ufak bir dünya menfaati gözetmeyelim.

Eminönü'nden Üsküdar'a geçmek için bile vasıta gerekirken, sonsuzluğa, Hakk'a giden yol hiç rehbersiz, vasıtasız olur mu

Hazret-i Muhammed aleyhisselamdan sonra peygamber gelmeyeceğine göre; bu büyük zatlar, Peygamber'in (aleyhisselam) varisleridir. Onları bizzat Peygamberimiz övmüş ve onların İsrailoğullarına gönderilen Peygamberler gibi ulu şahsiyetler olduklarını işaret etmiştir.

Necip Fazıl, nefsinin esiri olan kararan kalbiyle o yüksek huzurdan ayrıldıklarında Abdülhakim Efendi Hazretleri'ne bir, bir buçuk saat ağırlık çöker ve sıkıntı içinde olurlardı.

Necip Fazıl: 'Onların huzurlarında kendimden geçerdim, bu dünyadan çekilip başka dünyalara götürülürdüm, kalbime doğru rüzgâr estiğini hisseder ve adeta kendimi cennette hissederdim. Huzurlarından ayrıldıktan sonra da bu hal bir hafta kadar devam eder, yürürken adeta bulutlar üzerinde yürürdüm. Onların sohbetlerinde erimemek mümkün değildi; zira o mübarek sözleriyle ruhuma hitap ediyor, beni benden alarak, sonsuzluk kervanına katıyordu'.