Necip Fazıl ve dönüşüm -4-

Fuat Bol
Bugün
13

Ünlü şair Abdülhak Hamit ile Üstad Necip Fazıl arasında yarım asırlık yaş farkı olmasına karşın, Abdülhak Hamit: 'Tanzimatı ben yaşadım ama onun manasını, ruhunu Necip Fazıl'dan öğrendim' der.

MTTB'nin Cağaloğlu'ndaki Genel merkezinde, 60'lı yılların sonlarında (o vakitler bendeniz MTTB'nin Ortaöğretim komitesindeyim) verdiği konferans esnasında elektrikler kesildi. Canı sıkılan üstad sigara üstüne sigara yaktı ve ibret almamız için şu hatırasını anlattı: '1954 yılında büyük kış oldu. Tuna Nehri'nden gelen buz kütleleri İstanbul Boğazı'nı kaplamıştı, insanlar donan yüzeyin üzerinde yürümüştü. O günlerde kayınvalidem vefat etti, cenazesinde polis talebi için vilayete gittim. Bir de ne göreyim; vali bey, etrafında yabancı ülkelerin misyon şefleri oturuyorlar. Ortalarında bir leğen, çatı çıp çıp o leğene damlıyor. Gördüklerime inanamadım, matemimi unuttum, 'Vali Bey'in kulağına eğildim ve yabancıların gözleri önünde bu rezil manzara nedir diye sordum. Vali Bey, utanmadın, herkesin duyacağı şekilde, 'Necip Bey ne yapalım, bina eski, bina eski!' demez mi Tabiriyle söyledim: Öyle mi Deden sana bu saray yavrusu binayı bırakmış, sen ise çatısını onarmaktan acizsin! Çatıya bir polis çıkartıp, tersinden o deliğe oturtup, bu damlamayı kessen de yabancıların gözleri önünde bu kepaze hali yaşamasan olmaz mıydı VALİ BEY (!)' dedim.

Haberin Devamı

Ahir ömründe Türk Edebiyat Vakfı ve Millî Eğitim Bakanlığı üstadı 'Şairler Sultanı' ilan etti. Bu münasebetle Kültür Merkezi'nde bir tören düzenlendi. Kültür Bakanı Orhan Cemal Fersoy, şairler sultanı payesini kendisine takdim edince, üstadın cevabı: 'Neron, Roma'yı yakıp, şehri yerle bir edince, meydandaki şair heykellerine dokundurtmamıştır. Bakanlık mahut payeyi bize vermekle kendini onurlandırmıştır!' oldu.

Üstad Necip Fazıl, kurtarıcısı, Abdülhakim Arvasi Efendi Hazretlerinin irşadıyla, Tevhit inancına yürekten inanan gerçek bir mümindi. Tahsilini yaptığı felsefe (akıl) ile Efendisinin telkinlerini sentezleyen üstad, imanın hakikatine ermişti. Yine bir konferansında, İmam-ı Gazali'den misal vererek, 'Akıl sınırlıdır, aklın son merhalesi kendini mat etmektir. Allah ise sınırsızdır; sınırlı olan, sınırsızı kavrayabilir mi Bundan dolayıdır ki Allahü Teala anlaşılamaz ve anlatılamaz. Zira akla her ne gelirse, o Allah değildir. Allah, ötelerin ötesi, ötelerin sonsuz ötesidir. Nitekim Paskal, 'Bana filozofların bahsettiği tanrı ya da tanrılar değil, Peygamberlerin, Hz. İbrahim'in, Hz, Musa'nın, Hz. İsa'nın haber verdiği Allah gerek!' demiştir.

Haberin Devamı

Yaşlı ve sakallı haliyle, Bab-ı Ali yokuşundan inerken, eski arkadaşı (her zaman kendisini takdir eden) Aziz Nesin ile karşılaşır. Nesin, üstadın sakallı halini ilk kez görür, hayret ve alayla (inancıyla) 'Üstadım bu ne hal Maymuna dönmüşsün' der. Üstad, anında sırtını Aziz Nesin'e döner ve 'Afedersin; Bir daha dönmem!' diyerek muhatabını maymun yapar.