Kıymeti ölçülemeyen gece

Kullarını en iyi Rabb'leri olan Allahüteala bilir. İnsanoğlu yaratılışı itibarıyla 'zayıf' karakterlidir. Zira sahip olduğu nefsi, henüz iman etmediği gibi bizzat kişinin ve alemlerin Rabbi olan Allahüteala'nın düşmanıdır.

Her insanın içinde taşıdığı bu 'ben'liği, yani nefsi terbiye etmek ve kontrol altına tutabilmek için Allahüteala insanoğluna akıl melekesi bahşetmiş, bunun da tek başına nefsle baş edemeyeceğini bildiğinden ayrıca sevgili peygamberleri (Aleyhimüsselam) vasıtasıyla dinleri göndermiştir.

Allahüteala eşref-i mahluk olarak yarattığı insanoğlunu çok sevdiği ve ona acıdığı için ona çeşitli fırsatlar vererek bağışlanmasını murat ediyor. İşte bu fırsatların ve mübarek günlerin en kıymetlisi, kıymeti ölçülemeyen Kadir Gecesi'dir.

Bizzat Rabbimizin ifadesiyle 'Bin aydan daha hayırlı' bu kutlu geceyi bağışlanmamız için çok büyük bir fırsat bilmeli, ibadet ve taatle (boyun eğmeyle, yalvarmayla) Rabbimizden af dilemeliyiz.
'Bin aydan daha...' buyurarak ne kadar kıymetli olduğuna dair ucunu açık bırakmıştır. Rabbimizin her şeyi gibi merhameti de sonsuzdur, yeter ki kerimler kerimi olan o ulu kapı çalınsın!

Haberin Devamı

Bizleri yoktan var eden ve her an varlıkta durduran ve yok olmaktan koruyan yüce Rabbimizin şükrünü hangi dille yerine getirebilir ve hangi ibadetle ifa edebiliriz

Bakınız, her an otomatik olarak ciğerlerimiz genişliyor ve temiz hava içeri giriyor, daralınca da kirli hava dışarı çıkıyor. Sadi Şirazi'nin tespitiyle her nefeste iki nimet var; ikisi de bizi yaşatıyor (nefesi hem alırken ve hem verirken). Her nimete şükretmek gerekir, yalnız bir nefeste iki kez bahşedilen yaşamamızın şükrü için iki defa teşekkür etmemiz lazım!

Hani nerde...

Bizi her an varlıkta durduran Rabbimizi hatırlamıyoruz bile!

Ciğerlerimizi hareket ettiren kuvvet sahibinin ve havadaki yüzde yetmiş sekiz azot ve yüzde yirmi bir oksijen miktarının hiç değişmediğini gören akıl sahipleri, Allahüteala'nın varlığını hemen anlar.
İşte bunun gibi sayısız nimetleri bağışlayan Rabbimiz, bizlerden kendini tanımamızı ve yalnız kendisine kulluk (ibadet) yapmamızı istiyor. "Nankörlük etmeyin" diyor.