Erdoğan da Bahçeli de alışageldiğimiz siyasi liderlere benzemiyor. Her ikisi de yerli ve milli olup, millet ve vatanlarını canlarından aziz bilip, tek kelime ile serdengeçtiler.
Türkiye'miz yeni bir kurtuluş ve bağımsızlık savaşı ile karşı karşıya kaldı. Bu yeni kurtuluş ve bağımsızlık savaşı, önceki Kurtuluş Savaşı gibi yalnızca dış güçlere karşı verilmiyor, içerideki ve dışarıdaki tüm şer güçlere karşı veriliyor.
Erdoğan da Bahçeli de millet ve vatanları için baldıran zehri içmekte en ufak bir tereddüt göstermedi. Belli ki bu her iki lider de zillet içinde yaşamaktansa ölmeyi yeğleyen kişiliğe sahip.
Zaten risk almayan, tehlikenin gözünün içine bakmayan, büyük hedefler belirleyip onların peşinde koşmayan, korkusuz ve gözü kara olmayan liderler kahraman olamazlar.
Dikkat ederseniz; bu her iki lider de önce milletim ve vatanım diyerek kararlar alıyorlar. Aldıkları bu hayati kararlar, partilerinin ve şahıslarının aleyhinde de tecelli etse, bu yoldan geri adım atmıyorlar.
Haberin DevamıDavası olan ve ancak davası uğrunda yaşayan insanlar böyle yapabilir. Zira onlar için inanılan ve uğrunda ölünecek dava her şeyin önünde gelir.
Malum; Türkiye'mizin başında iki büyük bela vardır ve bunlar henüz tam manasıyla aşılabilmiş değildir. Bunlardan birincisi vesayet sistemi, ikincisi ise terördür. Vesayetten kurtuluşta Bahçeli öncülük etmiş, Erdoğan da canını dişine katarak bu durumu kuvveden fiile çıkarmıştı.
Terörden kurtuluşu Erdoğan tek başına elini değil gövdesini taşın altına koyarak denedi, başaramadı.
Bu kez, yine Bahçeli'nin öncülüğünde 'terörsüz Türkiye' için yola çıkıldı. Hiç kimsenin beklemediği bir şekilde Bahçeli 'ölümüne' risk alarak bölücü başına çağrıda bulundu.
Tıpkı Erdoğan'ın 15 Temmuz gecesi ölümüne çıktığı yolda halkı da 'ölümüne' meydanlara çağırması gibi.

78