Merhum Özal, 'belirsiz' bir şekilde ölmeseydi, 'Değişim Programı' adını verdiği hazırlığı ile yeniden partili mücadeleye dönecekti. 17 Nisan sabahı gelen ölüm Turgut Özal'ın Başkanlık 'önerisini' tartışmaya açmasına fırsat vermedi.
Demirel ise çıkarken değil ama Çankaya'dan inerken 'Başkanlık' sistemini savunmaya başlamıştı. Futboldan siyasete farklı alanlarda 'ilginç' önerileri olan Besim Tibuk ve taraftarları yakın zamana kadar 'Başkanlık' sisteminin en katı militanları idiler.
Esasında bu 'köklerimizde' yer alan bir geleneksel davranış biçiminin güncel siyasal hayata (demokrasi) uyarlanmış versiyonu idi.
Bey, Kağan, Han, Padişah ve Sultan geleneksel Türk devlet yapılanmasının yönetici adlarıdır. Sıfatları ne olursa olsun bütün bu liderler kendi alanlarında mutlak hâkim bir başkandılar.
Kısaca Türk adı verilen boylar, akraba topluluklar tarihin neredeyse her döneminde sınırlı bir kara parçasına bağlı kalmamışlardır. İslam'ın kabulü sonrası ise İ'lay-ı kelimetullah davası uğruna 'cihad' ve 'fütuhat' la aşılan ufuklara manevi anlamlar yüklenmiş ve ulvi bir nitelik kazandırılmıştır.
strong class'read-more-detail'Haberin DevamıTürk tarihinin derinliği her zaman vurguladığımız 16 devletten dahi daha fazlasını içermektedir.
Recep Tayyip Erdoğan'ı 'Milliyetçi kesimlerle kavgalı' hale getirmek isteyenlerin Cumhurbaşkanı'nın Külliye'de resmi karşılamalarda Türk mavisi olan 'turkuaz'ı öne çıkartmasını, 16 Türk devletini sembolize eden bir görsel düzenleme yaptırmasını es geçmesi körlüktür. Öyle ya 'Türk' kelimesini önemseyen yaklaşımlar ve uygulamalar yapıldığı söylenilen hiçbir dönemde Türk tarihi ve bilinci bu denli öne çıkartılmış değildi.
Türkiye, geçmişinde kıtalara hükmeden bir Osmanlı İmparatorluğu'nun borçlarını ödemekle övündüğü gibi onun sömürgeci olmayan fütuhatçı ruhunun da sahibidir. (varis)
Türkler, fetih ve genelde Batı'ya dönük ilerlemelerini genlerine kadar işletmiş bir millettir.
Türkler, ayrıca ellerinde tutup egemen oldukları topraklarda soyuna sopuna, dinine inancına bakmadan engizisyondan kaçan Seferad Yahudilerine, Rus mezaliminden kaçan Çerkez ve Kafkas halklarına ve hatta Ruslardan kaçan Ruslara, Saddam'ın kimyasal bombasından kurtulan Kürtlere ve birçoğuna sorgusuz sualsiz kucağını açmış yüce bir millettir.
Bugün yürürlükte olan Misak-ı Milli, 28 Ocak 1920'de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda ' Ahd-ı Milli Beyannamesi' ile kabul edilmiştir. Lozan ile elde edilen bu sınırların Batı Trakya, Batum, Musul ve Kerkük gibi 'eksik' halidir. Hatay dahi daha sonradan 'iltihak' edilebilmiştir.

107