Yazar, Tanzimat döneminden itibaren din ve fen eğitiminin ayrıştırıldığını ve bunun insanı tek boyutlu bir varlığa indirdiğini iddia etmektedir. Bunu, insanın ruh ve beden dengesi için her iki alanın da gerekli olmasıyla desteklemektedir. Ancak tarihsel koşullar altında bu ayrışmanın kaçınılmaz olmadığını, bağlamsal ve ideolojik seçimlerin sonucu olduğunu söylemeyen yazar, bugünkü toplumsal sorunların tümünü bu eğitim ayrışmasına atfediyor; gerçekten tek bir eğitim sistemi değişikliği tüm toplumsal hastalıkları çözebilir mi?
Tanzimat'tan beri eğitimde yaz-boz oynuyoruz; bir bakanın, büyük umutlarla benimseyip hayata geçirdiği uygulamaları, bir diğer bakan kaldırıyor; uygulamaların muhatabı olan çocuklarımız ise şaşkınlık içinde, kesik başlı horozlar misali çırpınıp duruyor.
Tanzimat'la girişilen sözde reformlarda ilk düğme yanlış iliklendi ve o gün bugündür aynı yanlışta ısrar ediyoruz. Neydi o yanlış biliyor musunuz
Fen okullarından din derslerinin, din okullarından da fen derslerinin kaldırılmasıdır. Böylece, okullarımızdan mezun ettiklerimiz tek yönlü olarak yetiştiler. Yani fen okulunu bitiren dinden habersiz, din okulunu bitiren de fenden habersiz olarak diploma aldı.
Cumhuriyet döneminde bu durum daha da kötüleşti; öyle ki din eğitimi bütünüyle ortadan kaldırıldı. Bununla da yetinilmeyerek ortaöğrenimde okutulan tarih derslerinde sevgili Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, Allahüteâlâ'nın görevlendirdiği bir peygamber olarak değil kendi koyduğu kurallarla kavmini ıslaha çalışan bir reformcu olarak tanıtıldı.
Haberin DevamıDinden habersiz fen insanı fenden habersiz din insanına, fenden habersiz din insanı da dinden habersiz fen insanına düşman edildi. Zira insan bilmediğinin düşmanıdır.
Bundan daha büyük bir kötülüğü bir topluma kim yapabilir
Günümüzde bir kesim insan dini bilmediği gibi dine ve dindarlara düşmanlığı maharet biliyor. Din, Allah, Peygamber, Kuran dendiğinde aslan görmüş yaban eşekleri gibi deliye dönüyorlar.
Halbuki insanın yaratılışında beden (fizik) ve ruh (mana) var. İncelendiğinde görülecektir ki insanoğlu en muhtaç varlık olarak yaratılmıştır. İnsanın yalnızca bedenini veya yalnızca ruhunu doyurarak onu mutlu edemezsiniz.
Her ikisini de dengeli bir şekilde beslemek zorundasınız, aksi halde her ikisini de hasta edersiniz.
Dikkat edin günümüzde ruhen veya bedenen hasta olmayan yok gibidir. Bunun başlıca sebebi ruh ile bedenin dengesiz beslenmesidir. Bedenler, büyük çoğunluğuyla obez olurken ruhlar, bütünüyle boş bırakılmış; aç, susuz, biilaç kalan ruhlar nefsin emrine girerek adeta nefs-i mücessem (nefis halini almış) olmuştur.
Halbuki ruh, mukaddes (tertemiz) yerden gelmişti; nefsin esiri olarak pisliğin her türlüsüne bulandı, kendini hasta ettiği gibi sahip olduğu bedeni de onulmaz (çaresiz) hastalıklara düçar etti.
Eğitimin bam teli burasıdır, yani insanın kendini, yaratılışını ve yaratılış gayesini bilmesidir, tanımasıdır.

4