Eğitim ve kendimiz olmak -4-

Fuat Bol
Bugün
3

Tanzimat'tan (1839) beri, gitgide kaybettiğimiz kendimizi, gerçek kimliğimizi arıyoruz. Lakin her arayışta, dışarıdan birileri ve içerideki onların hempaları tarafından sürekli yanlış istikametlere yönlendiriliyoruz.

Son iki asırlık eğitim serencamımızda bizim başımıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi! Asırlar boyu kullandığımız yazının yasaklanması ile, bir gecede zırcahil bırakıldık. Latin harflerine kimse karşı değildir (bu harflerle, özellikle yabancı dil eğitimi zaten yapılmaktaydı; mevcudu yasaklamak niye).

Asırlar boyunca onca emeğin birikimi, kütüphaneler dolusu kitaplara yabancı olduk. Sözde büyük umutlarla yetiştirdiğimiz nesillerimiz, babalarının-dedelerinin, değil kitaplarını, mezar taşlarını bile okuyamadılar.

Muasırlaşacağız diye köklerimizden koparılmamız mı gerekliydi Oysa Japonya, Çin, Rusya, Hindistan vb. yazılarına ve geçmişlerine sahip çıkarak muasır olmuşlardı. Köklerinden koparak/koparılarak muasır olunmaz, olsa olsa şahsiyet yoksunu taklitçi (mukallit) olunabilir.

Haberin Devamı

Eğitimde 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne yani eğitimde akademik bilginin yanı sıra milli ve manevi değerleri temel alarak, 'erdem-değer-eylem' çerçevesinde bütüncül bir insan yetiştirmeyi hedefleyen sisteme geçildi diye Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin yerden yere vuruluyor.

On yıllar boyunca içinde debelendiğimiz, ruhsuz, yaz-boz eğitiminin olumsuz sonuçlarından Sayın bakan sorumlu tutuluyor.

Halbuki mahut olaylar (çocuk yaştaki öğrencilerin cinayet işlemeleri) nesiller boyunca tatbik edilen sözde eğitim çıkmazının sonucudur. Eğitimin içinden gelen Yusuf Tekin Bey, bu gidişin sağlıklı bir gidiş olmadığını görerek, eğitimde makas değiştirmek zorunda kalmıştır.

Çocuklu ailelere bakıyoruz; yavrusuna yemek yedirirken bile, çocuğu eline tutuşturduğu telefondaki oyunlarla meşgul ediyor. Oyuna dalan çocuk, yemek yediğinin farkında olmadan doyuyor.