Cemaat mı tarikat mı ya da başka bir şey mi

Fuat Bol
Bugün
17

DEDİK ya Cumhuriyet'in ilk yıllarında, din ve dini kurum ve kuruluşlar konusunda büyük hata yapıldı ve ilk düğme yanlış iliklendi.

Halbuki bu tür kurum ve kuruluşlar açık olup devletin denetim ve gözetiminde olsaydı bu günkü çarpık oluşumlar ve karanlık odaklar ve hatta devlet için en büyük tehlike olan paralel yapılanmalar olmayacaktı, olamayacaktı.

Devlet, sosyolojik gerçekliği görmezden gelip inkâr ve iptal ederek (oysa, asla iptal edilemez) aslında kendi ayaklarına sıktı.

Hem toplumu zehirledi hem de kendi varlığını tehlikeye attı. Çocuk altını kirletince altını mı temizlersiniz, çocuğu mu öldürmeye kalkarsınız

Devlet olarak çocuğu öldürmeye kalktık ve hatta çocuğu öldürdüğümüzü sandık.

Tekke ve zaviyeleri kapattık demekle tekke ve zaviyeler kapanmadı; yerinaltına çekildi ve devletin kontrolünün dışına çıktılar. Devletin kontrolünde olsalardı bu günkü kepaze durumlara meydan verilmezdi.

Haberin Devamı

Şeriat (din), tarikat, hakikat... Bunlar birbirinden farklı şeyler değiller; tabiri caizse din (şeriat) ana yemektir, tarikat yemeğin ardından yenen tatlıdır, hakikat ise hepsinin üstüne içilen kahvedir. Asıl olan dindir (şeriat), ahirette insanlar dinden sorulacaktır; tarikattan ve hakikatten sorulmayacaktır.

Şeriat (din) ilim, amel ve ihlas olmak üzere üç kısımdır. Şeriat, dinin hem temeli ve hem de kendisidir. Tarikat ve hakikat, ihlası elde etmek gereklidir.

İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubat'ında; 'Tarikat, şeriat (din) yolunda nefsin hilelerine karşı direnerek, ibadetleri zevkle ve zorlanmadan yapma gayretidir. Mesela; şeriat, yalanı yasaklamışsa yalan söylememek şeriattır (dinin gereğidir); yalan söyleme arzusunu ve hissini nefis terbiyesi ile kalpten temizlemeye çalışmak ise tarikattır.'

Yalan söylemenin büsbütün unutulup kalbe gelmemesi de hakikattir.
Görüldüğü üzere dini (şeriatı), tarikatı ve hakikati öğreten kişi ya da kişiler, dini ilimleri en iyi bilen ve bunları üstün bir ahlakla yaşayan mümtaz şahsiyetler olmalıdır.

Günümüzde sözde tarikatlara baktığımızda çoğunun babadan oğula geçmekte olduklarını ve daha önemlisi din cahili olduklarını görüyoruz. Oğullar birden fazlaysa tarikatın oğullar adedince bölündüğüne şahit oluyoruz. Demek ki günümüz sözde tarikatlarının büyük çoğunluğu dinin, tarikatın ve hakikatin peşinde olmayıp dünya saltanatı peşindeler.

Haberin Devamı

Vaktiyle İstanbul'da bir arkadaşımın ofisinde otururken içeriye yakışıklı bir genç girdi. Arkadaşım, 'Tanıştırayım, yeğenim' dedi. Sohbet esnasında o genç cebinden bir fotoğraf çıkarıp bana gösterdi. Fotoğraftaki kişi kendisiydi; lakin sarıklı, cübbeli ve uzun sakallı idi. Şimdiki hali ise matruş, kravatlı ve modern giyimliydi.