BizTürkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.
Tarih boyu biz Türklerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet (ler) kurmuşuz.
Devlet ve millet hayatımızda bizim de inişli çıkışlı günlerimiz (asır) oldu.
İslamiyet'le tanışınca bu kutlu son din (İslamiyet) ruhumuz, Türklük bedenimiz oldu. Diğer milletler gibi kılıç zoruyla Müslüman olmadık, İslamiyet'in umdelerini benimsediğimiz için gönül huzuruyla, isteyerek ve üstelik kitleler halinde Müslüman olduk.
Müslümanlığı içten, samimi (ihlas) olarak benimsedik ve o günden beri İslamiyet ile Türklük aynı derdin, davanın, idealin potasında eriyerek bu günlere geldik.
Öyle ki, atlarımızı Dinyester ırmağının kenarında sulayıp, Tuna'dan kafilelerle geçip Viyana önlerine geldiğimizde; 24 Viyana'dan (sur-kapı) 22'sini fethedip son ikisinde durdurulduk.
Artık Avrupalı, Türk denince Müslümanı, Müslüman denince Türkü anlar olmuştu.
Bütün bu hamleleri aşk, vecd ve ihlas dönemlerimizde yaptık.
Davamıza (İlayı kelimetullah: Tevhid inancını yüceltip hâkim kılma) olan aşkımızı, vecdimizi, ihlasımızı kaybettiğimizde durdurulduk (Viyana), bozguna uğratıldık.
Ve o gün bugündür aşkımızı, vecdimizi, ihlasımızı arıyor ve bir türlü bulamıyoruz.
Batılı olmadan batıyı zapt etmiştik. Batılılar şahsiyetimize meftundu.
Durgunluk (durmak) bize yaramadı. Geri düştükçe hakikati ceket astarımızın içinde unutarak yeni arayışlara girdik. Kimileri kabahati İslamiyet'te buldu ve 'Hıristiyan olalım!' dedi. Halbuki en eski Hıristiyan ülkesi olan Etopya (Habeşistan) en geri kalmış ülkelerdendi.
Kimileri dinden (İslamiyet) tamamen soyutlanıp Batılı olalım, o şekilde kalkınır ve ileri gideriz dedi. Bunlar bilmiyorlar mı ki Batı tüm ışığını (bilimsel gelişmeleri) Doğu'dan, İslam âlimlerinden almıştır.
Hani insan bilmediğinin düşmanıdır denir ya onun misali dinimizi bilmediğimiz veya çok yanlış bildiğimiz için din düşmanı kesiliyor ve dinin bizi geri bıraktığını ileri sürebiliyoruz.
İslamiyet'te en üstün rütbe ilim rütbesidir. İslamiyet değil geri kalmışlığı, duraksamayı bile men eder ve 'İki günü müsavi (eşit) olan ziyandadır' ve 'Hikmet (bilim) müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır' der.

131