Asrın felaketinin üzerinden üç yıl geçti; o gün ne denli yıkılmış ve perişan idiysek, bugün de aynı oranda ama tabii ki tersinden olarak, başarılması çok zor olanı başarmanın hazzı ve övüncü içindeyiz.
Bu felakette on binlerce vatandaşımızı kaybettik, onları geri getirmenin ebetteki imkânı yok, şehadet rütbesine yükselen bu kardeşlerimize Cenabıhak'ın engin mağfiretlerini diliyoruz.
Bir kere daha depremin değil, ihmalin öldürdüğünü çok ağır bedeller ödeyerek gördük.
İstanbul'dan başlayarak bütün illerimiz için 'kentsel dönüşüm'ü bir an önce kuvveden fiile çıkarmalıyız. Savaş esnasında çekilen telgrafların hepsinde yer alan şu ifadeyi şehirlerimizin kentsel dönüşümüyle birlikte kullanmalıyız: 'Dakika tehiri, idamı muciptir!' Yani bu belgeyi ilgili merciye vermek için bir dakika bile geciktiren idamla cezalandırılır.
Bütün şehirlerimizin kentsel dönüşümlerine bir an önce başlanmalı ve bunun için yurt çapında umumi seferberlik ilan etmelidir. Çıkartılacak kanunla depreme dayanıksız binalar için 'dönüşüm zorunluluğu' getirilmelidir.
Belediyelerin birinci önceliği kentsel dönüşüm olmalıdır.
Aksi halde 'eyvah' para etmiyor. Her deprem vukunda binlerce vatandaşımızı kaybediyoruz.
Aynı depremler, hatta daha büyükleri deprem kuşağında olan Japonya'da da oluyor; ne yıkım oluyor ne de yüzlerce, binlerce ölü.
Depremde yıkılması mukadder olan bir yapıyı deprem olmadan önce yıkmak ve depreme dayanıklı yapmak için Einstein (Ayştayn) olmaya gerek yok.
Sırası gelmişken şu hususu da vurgulamak gerekir ki; devlet ve millet hayatımızın beka meselesi olan kentsel dönüşüm işi sorumsuz, duyarsız ve belediye imkânlarını şahsi ikballeri ve yandaşları için peşkeş çeken ve hizmet adına taş üstüne taş koymayan başta ana muhalefet ve diğer muhalefet partili belediyelerin inisiyatifine bırakılmamalı.
Merkezi idare (hükümet) zecri tedbirlerle, kentsel dönüşümü sağlamalıdır.

15