Algı mı gerçek mi

Psikolojik savaşlarda hızlı olmak gerektiğini söyleyen yazar, geçmiş darbelerle Erdoğan'ı kahramanlaştırırken, iletişim gücü acaba gerçeği mi aydınlatıyor, yoksa yeni bir algı üretimi mi?

Fuat Bol
Bugün
2
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, medya ve iletişim araçlarının psikolojik savaşta ne denli etkili olduğunu; Türkiye'nin 60, 80 ve 28 Şubat gibi darbelerde bu silahtan nasıl zarar gördüğünü anlatır. Erdoğan'ın İletişim Başkanlığı kurarak benzer algı operasyonlarına karşı aktif mücadele verdiğini ileri sürüyor, ancak güçlü bir iletişim mekanizması savunması, aynı tehlikeleri tersine çevirme riski taşır mı?

İLETİŞİM çağında yaşıyoruz. Haberleşme hem çok kolaylaştı ve hem de çok hızlandı. Dolayısıyla her türlü bilgiyi (doğru-yanlış) çok geniş kitlelere yaymak çok kolaylaştı.

Bundan dolayıdır ki, psikolojik savaşlar çok daha kolay ve çok daha etkili hale geldi.

Kitle iletişim araçlarının her türlüsüyle üretilen yalan ve yanlış haberler, anında dünyanın her tarafındaki geniş halk kitlelerine ulaştırılıyor ve oluşturulan algılar, gerçeğin yerini tutuyor.

Öyle ki, gerçekler daha bir tur atmadan, yalanlar, dünyayı sekiz kez dolaşıyor.

İşte; haberleşme konusunda bu denli netameli bir çağda yaşadığımızdan, yalanlarla mücadelede, en az onlarınki kadar hızlı ve etkin yöntemleri kullanarak gerekli mücadeleyi yapmak ve gerçekleri geniş kitlelere yaymak zorundayız.

Bu durum, devletler için bir milli güvenlik ve beka sorunudur.

Biz bu durumun sıkıntısını çok çektik. Yalnızca dışarıdan değil, malum vesayet dönemlerinde dışarısının güdümündeki içeridekilerin uyguladıkları psikolojik savaşlar yüzünden nice darbelere maruz kaldık.

Haberin Devamı

60 İhtilali'nden önce, gazetelere atılan manşetlere bakın: 'İktidar (DP, Menderes yönetimi), miting yapan üniversite öğrencilerini kıyma makinelerinden geçirip, asfalt malzemesi yapmaktadır.'

Aynı ihtilalin Eskişehir Sıkıyönetim Komutanlığınca yayınlanan bildirisinde; 'Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın bir uçak dolusu altınla, kaçarken yakalandığını ve gözaltına alındığını' yazıyordu.

Psikolojik savaşın hedefi, geniş halk kitlelerini ikna etmek ve yapılmak istenenlere (darbe) razı etmektir. Bu durumun tipik misali 1980 darbesidir.

Darbe öncesinde; gençler sağ ve sol olarak ayrıştırılıp birbirlerine kırdırılıyordu. Öyle ki, günde ortalama otuz canımız gidiyor ve bu durum karşısında milletimiz canından beziyordu.

Canından bezen millet darbeye razı hale getirildi ve ABD'nin 'Bizim çocukları (askerler)' yönetime el koymuştu. Vaktiyle uydusu olunan ABD'nin istediği fabrika ayarlarına yeniden dönülmüştü.

Neden sonra anlaşılacaktı ki, sağdan da soldan ölen gençlerin cesetlerinden çıkan kurşunlar aynı silahlardan çıkmaktaydı!

28 Şubat'ı hatırlayın; iki meczup, sözde tarikatçı ve iki gözü iki çeşme Fadime Şahin kullanılarak Erbakan başbakanlıktan düşürüldü ve koalisyon ortağı Tansu Çiller'e hükümeti kurma görevi verilmedi.

Haberin Devamı

Arkasında, hükümeti kurmak için gerekli parlamento çoğunluğu olan Çiller'e verilmeyip kime verildi dersiniz Parlamentoda yalnızca kendi oyu (tek oy) olan