Herşey en ince yerinden, zulüm ise en kalın yerinden kopar. 1917'de başlayan Sovyet zulmü 72 yıl ancak sürdü, 1990'lara gelindiğinde, kendi içinde parçalanıp darmadağın oldu.
Tek kutuplu kalan dünyada ABD, istediği gibi at oynattı; 2. Büyük Savaş'tan sonra kurduğu sömürü imparatorluğunu dış tehditlere maruz kalmadan sürdürdü.
Onca rekabetlerine rağmen ABD'nin başının belası ne Çin ne de Rusya'dır. Vaktiyle (geçen asırda) İngiliz aklına uyup Ortadoğu'da İslam ülkelerin kalbine hançer olarak sapladıkları İsrail'dir.
Malum, Netanyahu denilen insan kasabının İsrail'in başında olduğu müddetçe ne İsrail halkına ne de ABD'ye ve ne de dünyaya rahat ve huzur günü yoktur ve olmayacaktır.
Netanyahu, bizzat kendisi ve oluşturduğu kabinesi kandan beslenmektedir; kan kesildiği an sonlarının geleceğini bildiklerinden sürekli savaş hali onlar için bir zorunluluktur.
ABD Başkanı Trump'ın Netanyahu'nun kayığına binip İran'la savaşa girişmesi kelimenin tam anlamıyla intihardı. Neden sonra farkına vardı lakin ba'de harabil Basra!
Haberin DevamıABD-İran savaşı boyunca Trump'ın dediklerinin hepsi 'fos' çıktı, dolayısıyla Trump hem kendi halkına ve hem de bütün dünyaya rezil oldu.
Trump tam bir aptal gibi davranarak İran gibi kadim bir medeniyeti kendi hinterlandındaki Güney Amerika ülkesiyle karıştırdı; blöf üzerine blöf yaptı, lakin İran bunların hiçbirisini yutmadı.
Büyük gövde gösteri eşliğinde, devasa uçak gemileriyle ikinci defa geldiler ve hiçbir varlık gösteremeden, arkalarına bakmadan dönüp gittiler, gitmek zorunda kaldılar.
Trump hayatının yanlışını yaparak oynadığı kumarı kaybetti, bu gidişle kasım ayındaki seçimleri kaybedip bundan sonraki başkanlığı 'topal ördek' statüsünde devam ettirebilecektir.
Dikkat edilirse ABD'nin İngiltere gibi ince elenmiş sık dokunmuş bir devlet politikası yoktur. İşgal etmek istediği ülkelere bodoslamasına dalıyor, envayiçeşit zulmü işledikten sonra arkasına bakmadan o yeri terk etmek zorunda kalıyor.

9