1993 Paris: Türkeş, Ter-Petrosyan ve sabote edilen normalleşme fırsatı

Fuat Bol
Bugün
31

Bugün, Türkiye ile Ermenistan arasında yeniden başlayan normalleşme sürecini anlamak için 1993 yılına dönmek gerekir. Çünkü bundan otuz üç yıl önce de iki ülke arasında çok önemli bir yakınlaşma fırsatı doğmuştu.

Mart 1993'te Paris'te, Alparslan Türkeş ile bağımsız Ermenistan'ın ilk Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan bir araya geldi. Görüşmenin gerçekleşmesinde Fransa'da yaşayan Türkiye Ermenisi işinsanı Samson Özararat önemli rol oynadı.

Bu, Türkeş'in kişisel bir girişimi değildi.
Alparslan Türkeş, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in bilgisi ve ricasıyla Levon Ter-Petrosyan ile görüştü. Amaç yeni bağımsız olmuş Ermenistan ile Türkiye arasında doğrudan bir siyasi kanal açmak, ilişkileri normalleştirmek ve iki komşu ülkenin birbirinden tamamen kopmasını önlemekti.
Ermenistan bağımsızlığının henüz ilk yıllarındaydı. Türkiye, Ermenistan'ın bağımsızlığını 1991'de tanımıştı. Ankara ile Erivan arasında diplomatik ilişkilerin kurulması, sınırın açılması ve ticaretin başlaması için ciddi bir arayış vardı.
Ter-Petrosyan da Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini isteyen bir çizgideydi.
Plan esasen basitti:
Türkiye-Ermenistan sınırı açılacak, Ermenistan'ın Türkiye üzerinden dış ticaret yapmasının ve dünya pazarlarına ulaşmasının önü açılacak, ekonomik ilişkiler başlayacak ve zaman içinde normal diplomatik ilişkiler kurulacaktı.

Haberin Devamı

Denize çıkışı olmayan küçük Ermenistan açısından bu son derece önemli bir ekonomik ve jeopolitik fırsattı.
Türkiye açısından ise Ermenistan'ı yalnızca Rusya'nın, diasporanın ve başka dış güçlerin etkisine bırakmamak; doğrudan komşuluk ilişkisi kurmak ve Kafkasya'da yeni bir denge kurmak anlamına geliyordu.
Fakat süreç ilerleyemedi.

Bunun önemli nedenlerinden biri Karabağ Savaşı'ydı. 1993 baharında Kelbecer'in Ermeni kuvvetlerinin eline geçmesi üzerine Türkiye Ermenistan sınırını kapattı.

Ancak mesele yalnızca Karabağ değildi.
Ermenistan içindeki Taşnakçı çevreler, Karabağ milliyetçileri ve diasporadaki radikal gruplar, Ter-Petrosyan'ın Türkiye ile normalleşme girişimlerine sert biçimde karşı çıktılar.
Sürecin ilerlemesini engellemek için yoğun siyasi baskı oluşturdular ve normalleşme girişimlerini sabote ettiler.

Yani 1993'te fırsat olmadığı için normalleşme gerçekleşmedi denemez.

Fırsat vardı.

Görüşmeler yapıldı.

Haberin Devamı

Türkiye tarafında siyasi irade vardı.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Ter-Petrosyan tarafında da ilişkileri geliştirme isteği vardı.

Fakat savaşın yanı sıra Ermenistan içerisindeki Taşnakçı ve radikal milliyetçi güçlerin, Karabağ çevrelerinin ve diasporadaki sert grupların direnci bu sürecin kalıcı bir devlet politikasına dönüşmesini engelledi.

Ter-Petrosyan'ın siyasi mücadelesinin önemli bir bölümü de bununla ilgiliydi.

Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerin normalleşmesini, Ermenistan'ın ekonomik ve siyasi geleceği açısından gerekli görüyordu. Karabağ meselesinin sonsuza kadar ülkenin bütün dış politikasını belirlemesinin Ermenistan'ı sıkıştıracağını düşünüyordu.

Haberin Devamı

Ancak bu yaklaşım ülke içindeki milliyetçi güç merkezlerinin giderek artan direnciyle karşılaştı.

Sonunda Ter-Petrosyan, 1998 yılında cumhurbaşkanlığından ayrıldı.

Bugün hâlâ hayatta; fakat artık Ermenistan siyasetinin belirleyici aktörlerinden biri değil. Daha çok bağımsız Ermenistan'ın kurucu cumhurbaşkanı olarak tarihsel bir figür.
Türkiye ise bu sürece başka çok ağır bir tarihsel hafızayla giriyordu.

1970'ler ve 1980'lerde ASALA, JCAG ve benzeri Ermeni terör örgütleri Türk diplomatlarını, kamu görevlilerini, ailelerini ve Türk kurumlarını dünyanın farklı ülkelerinde sistematik olarak hedef aldı.