Yedi yıldır demansla mücadele eden 82 yaşında bir babanın kızıyım. Ya da çok sayıda hastalığının yanı sıra demansla da mücadele eden bir babanın. Zaman zaman düşünürüm. Keşke seçme şansımız olsaydı ve demansı hastalık kadrosuna dahil ettiremeyebilseydik. Babamla uzun uzun sohbet edebilirdik o zaman. Yaşadığı sıkıntılarla ilgili moralini düzeltecek konuşmalar yapabilirdik. En önemlisi, hastalıklarıyla ilgili onun adına verdiğimiz kararlarda rızasını alma şansımız olurdu. Hastanın rızası çok önemli. Sözgelimi şah damarında yüzde 80 daralma var. Kalan yüzde 20 de daralırsa... Yazması bile zor. İki yıl önce bu durumla karşılaştığımızda, iki seçenek vardı; bir operasyonla damara stent takmak ya da kan sulandırıcılarla ilerleyip, her üç ayda bir damarı kontrol ettirmek. Doktorlarımızın babamın mevcut durumunu değerlendirip, riskleri hesaplayarak oluşturdukları ortak görüşü benimsedik ve kan sulandırıcıyla devam ediyoruz. Üç ayda bir yüreğimiz ağzımızda... Peki ya babam demans olmasaydı, hayatıyla ilgili kararlara rıza gösterecek durumda olsaydı. Her zaman cesur bir adamdı, operasyonu mu seçerdi acaba Yoksa bizim kararımıza rıza mı gösterirdi Bir evlat için, büyük bir kalp yükü bu. Cevabını hiçbir zaman bilemeyeceği devasa bir soru.
Vizyona yeni giren "Kraliçe Zor Durumda", demans hastasının rızası üzerine kurulmuş gerçekten çok etkileyici bir film. 76. Berlin Film Festivali'nden üç Gümüş Ayı ile döndü. Demans hastası Leslie'yi canlandıran Anna Calder ve eşi Martin'i oynayan Tom Courtenay Gümüş Ayı En İyi Yardımcı Performans ödülünü alırken, yönetmen Lance Hammer Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü'nü kazandı. Yeni ödüllerin de sırasını beklediğini düşünüyorum.
Filmin ilk sahnesinde Juliette Binoche'un ustalıklı bir performans sergilediği Amanda, kızıyla birlikte demans hastası annesi Leslie'yi, üvey babası Martin ile cinsel ilişki hâlinde buluyor. Verdiği büyük tepkiden anlıyoruz ki, bu ilk kez olmuyor. "Yapmayacağına söz vermiştin" diyerek Martin'e yükleniyor hatta o panikle polise haber veriyor. Haklı bir endişesi var Amanda'nın. Annesi cinsel ilişkiye rıza gösterecek durumda değil. İstemiyor olabilir, acı çekiyor olabilir, psikolojik olarak zorlanıyor olabilir. Daha bir sürü olasılık. Martin'in gerekçesi ise demans hastalarına fiziksel yakınlığın iyi gelmesi ve bu ilişkileri çoğunlukla Leslie'nin başlatması.
Polis eve geliyor. Amanda, Leslie ve Martin ile görüşüyor. Daha sonra zarar görmüş olup olmadığının anlaşılması için Leslie'ye bir tür tecavüz muayenesi yapılıyor. Devreye sosyal hizmetler giriyor. Eve gelip bakım verenlerle konuşuyor. Onlar bir yana dubleks olan ev, ikisi de yaşlı olan çift için hiç uygun değil. Daracık merdivenlerden sağlıklı birinin inmesi bile zor. Yatak odaları da üst katta. Çıkması daha zor. Sonunda, Leslie'nin demans hastalarının yattığı bir merkeze gönderilmesine karar veriliyor.
Leslie'nin bakımevinde yaşadıkları, aklınıza bakımevi görevlileri tarafından şiddete uğramak gibi bir şey gelmesin, insanı acıya kesiyor bütünüyle. Nitekim aile Leslie'yi yeniden eve getiriyor. Martin'e yardımcı olması için bir bakıcı tutuluyor. Bu arada şunu söylemeliyim, Martin ve Leslie'nin arasında çok şefkatli, sevgi dolu, bağlılık yüklü bir ilişki var. Birlikte yürüyüşlere çıkıyorlar, müzik dinliyorlar. Amanda Martin'i annesini korumak için başka bir odada yatırdığı ilk günlerde, Leslie yatağından kalkıp Martin'in yanına gidiyor. Birbirlerine duydukları sevgiyi kelimelere dökmek çok zor. Fakat iki usta oyuncu da bu sevgiyi öylesine büyük bir doğallıkla ve gerçeklikle oynuyor ki, kazandıkları ödülün sonuna kadar hakkını veriyorlar.

2