Cafer Panahi sinemasını konuşturmaya devam ediyor

Direnişin sinemadaki en önemli temsilcilerinden biri olan Cafer Panahi'nin son filmi "Görünmez Kaza"yı izledim bu hafta. Sinemalar, yaz rehavetinde cinli korku filmleriyle kavrulurken. İran sinemasının cesur sesi Panahi, 2025'te Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye alan "Görünmez Kaza"da işkence görmüş beş İranlı eski mahkûmun hapishane travmalarını işliyor. Bunu yaparken intikam duygusunu etik ve psikolojik açıdan sorguluyor. Sloganlar atan, büyük laflar eden bir film değil. Olanca sadeliği içinde derin ve sarsıcı bir vicdan muhasebesine tanıklık ettiriyor bizi.

Hamile bir anne, baba ve kızlarının arabada yol alış sahnesiyle başlıyor film. Karanlık gecede ilerlerken bir kaza yapıyorlar. Önlerine çıkan köpeği eziyor baba. Küçük kız ölen köpeğin üzüntüsüyle acıdan kıvranırken anne ve baba istemeden ortaya çıkan bu durumu rasyonalize etmeye çalışıyor. Kazadan sonra arabada sorun çıkınca bir tamirhaneye gidiyorlar. Orada oto tamircisi Vahid ile karşılaşıyoruz. Vaktiyle gözleri kapatılmış bir şekilde işkenceye maruz kalan Vahid, gecenin bir vakti dükkânına gelen adamın bacak protezinin çıkardığı sesle irkiliyor. İşkencecisi ona zulmederken duyduğu bacak protezi sesinin aynısı bu. Hayatta kalabilmek için bastırdığı travması bir anda gün yüzüne çıkıyor. Kendine sorduğu soru nefesini kesiyor: "Bu adam benim işkencecim İkbal olabilir mi" Bu soru ekseninde ilerliyor film. Şüpheyi doğrulama çabalarıyla.

Vahid filmin sonraki sahnesinde İkbal'i kaçırıp minibüsünde tabut gibi bir bölmeye yerleştiriyor. Daha sonra ıssız bir bölgeye gidip adamı çıkarıyor. Derin bir mezar yeri açıp içine koyuyor ve üzerine toprak atmaya başlıyor. Adam çırpınarak bunu yapmaması için yalvarıyor Vahid'e. Suçlamayı öğrenince, kendisinin İkbal olmadığını anlatmaya çabalıyor can havliyle. Bu defa Vahid'in kafasında yeni bir soru beliriyor: "Ya bu adam İkbal değilse"

Vahid intikam duygusuyla kıvranıyor ama emin olması gerek. Vicdanı suçsuz bir adamı öldürmesine izin vermeyecek kadar gelişmiş. Adamı, tekrar arabaya alıp onun İkbal olduğunu onaylayacak şahitleri toplamaya çalışıyor. İkbal'den işkence görmüş hapishane arkadaşlarını. Önce düğün fotoğrafçısı Shiva'ya gidiyor. Shiva'nın o sırada fotoğraflarını çektiği ertesi gün evlenecek olan çiftten Golrokh da İkbal'in mezalimine uğramış. O da şahitlik yapmak üzere müstakbel kocası Ali ile birlikte minibüse biniyor. Hiçbiri emin olamıyorlar, İkbal mi, değil mi Son olarak işkenceye uğrayan bir diğer arkadaşlarını Hamid'i alıyorlar yanlarına. Her biri uzun uzun inceliyor adamı. Shiva kokusundan çıkartmaya çalışıyor İkbal'i. Hamid bacağındaki yara izlerinin üstünden geçiyor elleriyle. Vahid zaten protezin sesinden şüphelenmiş. Ama bir türlü emin olamıyorlar. O sırada tabutta yatan adamın cep telefonu çalıyor. Telefonu açıyorlar. Adamın kızı çaresizlik içinde konuşuyor: "Baba annem iyi değil, hemen buraya gel". Doğum başlamış. Bu telefon, filmin seyrini bambaşka bir yöne çeviriyor. Ya adam İkbal'se İnsan işkencecisinin karısına yardım eder mi