Kendine değer vermek üzerine-4

Kâinat ağacının en değerli meyvesi olan insanın, kendi değerini yeterince bilerek, kavrayıp koruyamaması büyük kayıplara neden olmaktadır.

İnsan organizması, ruh ve madde yönleriyle sırlarla dolu bir kâinatı içinde saklamakta, hatta bir hücredeki nizam ve intizam, küçültülmüş bir kâinat olduğuna işaret eder. Bu derin sırları gayb-aşina nazarıyla görebilen Hz. Ali (kv): "Derdin sende, ama görmezlikten geliyorsun, farkında değil gibisin ama ilacın da sende, küçük bir varlık sanıyorsun kendini, halbuki 'en büyük âlem' sende dürülmüş..." hikmetli sözüyle, sırrın şifresine işaret etmişlerdir. Bu kadar değerli bir emanetin korunmasına çok zaman bir arabaya veya maddî eşyaya verilen önem ve titizlik gösterilmemektedir. Arabaya konan yakıt ve düzenli servis bakımı, ruhun ikametgahı olan vücuda, bu imkân verilmemektedir. Acaba hangisi değerli, araba mı vücudumuz mu Bakımsız arabanın yolda bırakabileceğinden korkuluyor da ihmâl edilen bir vücudun nelere yol açabileceği neden önemsenmiyor

İnsanların vücutlarına değer vermemeleri sonucu gelişecek olumsuzluklarla, organizmadaki nizam ve intizam bozularak değişik sistem hastalıkları baş gösterecektir. Besinlerin özelliğini bozan kimyasal katkı maddeleri savunma sistemlerini yıkıp dağıttığından, yaradılışta içimize yerleştirilen en güçlü savunma sistemi devreye girer. "Beden aklı bizi hasta etmemek için her şeyi yapar, iyileştirmek için de... Kendimizi içimizdeki İlâhî akla teslim ettiğimizde tüm sorunlar çözülüyor aslında. Beden her şeyi tamir ediyor, hücrelerimizin genetik şifresini taşıyan, kilit kara kutularımızı, DNA'larımızı bile... Israrla zararlı şeyleri yiyip içmeye, solumaya devam ediyoruz, o da ısrarla bunları tükürükle, terle, safrayla, dışkıyla, idrarla... Dünyanın en gelişmiş İlâhî laboratuvarı da içimizde, her hücremizde... İçimizde gerçekten laboratuvar ölçümleri gibi ölçüm yapan gözle görülemeyecek kadar küçük aygıtlar, bu ölçümlerden gelen sonuçları hücrelere ve dokulara ileten bilgi taşıyıcıları ve bu bilgileri algılayan 'reseptör' adında muhteşem algılayıcılar var." 1 İşte organizmaya gerektiği gibi değer verilmediğinden, kurulan İlâhî intizam da tahrip edilmiş olmaktadır.

İnsanın ruh ve beden birlikteliğinin sağladığı enerjinin değerini bilmeyerek, olumsuz düşünceler sonucunda israf edilmesiyle, bağışıklık sisteminin direnci kırıldığı gibi, hayatın frekans ayarı da düşer. Karamsar ve ümitsiz düşünceler, güzel bir bahar gününde, siyah camlı bir gözlükle dolaşmaya benzetilebilir. Oysa pozitif enerjinin, düşünce bazında güçlendirilerek yönetilebilmesi, huzurlu ve sağlıklı bir hayata destek sağlayacaktır. Kötümserlik, kin, öfke, affedememek, yoğun üzüntüler ve birçok olumsuz düşünceler organizmayı hırpalayarak kronik hastalıklara zemin hazırlayacaktır. Zira "Tüm bedenî hastalıklar olumsuza odaklanmanın hücrelere yansımasından doğar. Hücrelerimiz de bir süre sonra olumsuz pozisyonda durmaya başlar, çünkü onlar da duygular gibi bir enerji frekansında titreşirler ve o frekansı siz zihninizle belirlersiniz."2 bunun önüne geçebilmek için, hayat tarzını pozitif yöne programlayarak, şükür duygularını merkeze alan psikolojik desteklerle vücudun değerini arttırarak, huzurlu bir hayat yaşanabilecektir.