İnsanın hayatını sürdürebilmesi, sağlıklı işleyen kan dolaşımı ile mümkündür.
Organizmada sayılamayacak kadar hayatî fonksiyonları yerine getiren kan, dolaşım esnasında çeşitli nedenlerle zedelenen bir damarın dışına akmasıyla, insan sağlığı tehlike alarmı verir. Vücudun en değerli sıvısının israf edilmemesi ve hayatın korunması hikmetleriyle, kan kaybının önlenebilmesi için, kanın fizyolojik fonksiyonları ve biyokimyasal yapısına, İlâhî ilim, irade ve kudret kanunları dahilinde çalıştırılan pıhtılaşma (coagulasyon) mekanizması yerleştirilerek, deyim yerindeyse adeta hayat sigortası sağlanmıştır.
Kan dolaşımının, İlâhî kontrol altında gerçekleşmesi ve hayatî önem taşıyan pıhtılaştırmanın, anında başlatılan mu'cizevî biyokimyasal reaksiyonlar sonucu, son derece hızlı bir şekilde devreye giren, "kan ve dokularda kanın pıhtılaşmasına neden olan veya pıhtılaşmayı etkileyen 50'den fazla önemli madde bulunmuştur. Bunların bazıları pıhtılaşmayı sağlarlar ve prokoagülan olarak adlandırılır. Diğerleri pıhtılaşmayı inhibe (engeller) ederler, bunlara ise antikoagülan denilir. Kanın pıhtılaşıp pıhtılaşmaması, bu iki grup madde arasındaki dengeye bağlıdır. Normalde antikoagülanlar baskındır ve kan pıhtılaşmaz. Ancak bir damar zedelendiğinde, bu bölgedeki prokoagülanlar aktive olarak baskın hale gelirler ve pıhtı oluşur." 1 ok karışık sentez ve reaksiyonların, İlâhî nizam ve intizam formülleri dahilinde gerçekleştirilen bu işlemler sonucunda, yerine ve zamanına göre kanın pıhtılaştırılması da hayat kurtardığı gibi, akışkanlığını sürdürmesi de sağlıklı hayatın temel kaidesidir.
İlâhî sanatın hassas ve dengeli ölçüleriyle, kanın iç yapılanmasına yerleştirdiği pıhtılaşma mekanizmasının işleyişi düşünüldüğünde, Sanatkâr'ının (cc) nihayetsiz Alîm, Kadîr ve Müdebbir olduğu, akılları hayran edecek derecede anlaşılacaktır. Kan fizyolojisini laboratuvarda detaylarıyla araştıran Michael Behe, çalışmalarını özetlerken: "Eğer kanınız doğru yerde, doğru miktarda ve doğru zamanda pıhtılaşmasaydı, bugün hayatta olmayacaktınız. Kanın pıhtılaşması, arka arkaya gelen birbiriyle son derece uyumlu on adımda oluşur ve yirmi kadar moleküler bileşen bu sürece dahil olur. Her şey yerli yerinde olmazsa, sistem çalışmaz. Kanın pıhtılaşmasındaki asıl ilgi çekici nokta, pıhtının kendisi değil. Pıhtı, kan akışının önünü kesen bir damlacıktan ibaret. Fakat sistemin işleyişi hayret edilecek bir şey. Eğer yanlış yerde bir pıhtı (mesela beyinde veya akciğerde) ölüme sebep olur. Eğer pıhtı yirmi dakika geç oluşursa, vücudunuzdaki tüm kan boşalır ve gene ölürsünüz. Eğer pıhtı sadece kesik bölgeyi tıkamakla yetinmezse, bütün kan dolaşımınız katılaşabilir ve gene ölürsünüz. Pıhtı yeterince büyük değilse ölürsünüz elbette. Kanın pıhtılaşması sisteminin mükemmel işlemesi için, bir dizi protein bileşeninin bir anda sahneye çıkması gerekir. Bu da ne zaman bir bilim adamı kanın pıhtılaşması sürecinin nasıl meydana geldiğini adım adım anlattığı iddiasında bir teoriyle ortaya çıksa, sebeplerin etkisiyle gerçekleşen, tedriciliği gerektiren Darwinist yaklaşımı geçersiz kılar. Akıllı yaklaşım argümanının elini güçlendirir." 2

5