"Hipokrat yemini'nin düşündürdükleri (2)

Günümüzde uygulanan tıp mezuniyet yemini, "Hipokrat Yemini"nin kısaltılarak değiştirilmiş halidir. "Hekimlik Andı" olarak okunan metin, Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesinde şu şekilde yayınlanmıştır:

"Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak, hayatımı insanlığın hizmetine adayacağıma, hastamın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime, hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime, insan hayatına en üst düzeyde saygı göstereceğime, görevimle hastam arasına yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, (...) toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime, hastamın bana açtığı sırları, hayatını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma, mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma, hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime, mesleği bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime, tıbbî bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma, hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve meslekî yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime, tehdit ediliyor olsam bile tıbbî bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma, kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine, ant içerim." 1

Metinde belirtilen anlamlı ve yüksek karakter sembolü ifadelerin pratik alanda uygulanması, herkesi mutlu eder. Ama en sonunda "onurum üzerine ant içerim" beyanıyla anlatılan, kutsallık ifade eden bir yemin olmayıp, söz veren bir sözleşme gibi sonlandırılmıştır. Yemin olabilmesi için "Bir kimsenin kararlılığını pekiştirmek ve başkalarını ikna etmek amacıyla söz ve beyanını Allah'ın adını veya bir sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesini ifade eder" 2 tarifine uygun olması gerekir.

"Osmanlı dönemine gelindiğinde, yeminler hem dinî değerler, hem de meslekî etik ilkeler üzerine yapılırdı. Yani, Allah'ın adı üzerine, şeref ve namus gibi kavramlar da vurgulanırdı. Böylece hem dinî, hem de insanî değerler doğrultusunda bir sorumluluk alınmış olurdu. Bu sayede hem manevî, hem de meslekî bir bağlılık ortaya konurdu. "Bismillahirrahmanirrahim, hekimlik icra ederken din, mezhep ve milliyet farkı gözetmeyerek, insanlara muavenet edeceğime, hastalara şefkat ile muamele edeceğime, tıbbî sırları muhafaza edeceğime, meslektaşlarıma karşı doğruluktan ayrılmayacağıma, mesleğimin şeref ve haysiyetini koruyacağıma, şahsî menfaat için ilim ve sanatımı su-i istimal etmeyeceğime, hastanın hayatını her şeyden üstün tutacağıma, Allah'ın adıyla ve namusum üzerine yemin ederim." Bu bakış açısında değerlendirildiğinde, Osmanlı dönemindeki hekimlerin mezuniyet yeminleri, yukarıda görüldüğü gibi, hekim hasta ilişkileri ve etik yönleriyle sağlam temellere dayanan, dinî kurallara uyan disiplinler açısından ise, psikolojik güven duyguları daha güçlü hissedilebilmektedir.