Resulullah'ın (asm), sağlıklı gıdalarla şifalı beslenme yollarını insanlara öğrettikleri, yalnız beden sağlıklarını değil, ahlâkî, sosyal ve ruhsal seviyelerini yükseltme prensiplerini temel hedefe ulaştıracak bir vesile değerlendirmesiyle, hayatı boyunca uyguladıkları başarılı bir hayat metodudur.
Sert mizaçlı bedevî insanları nurlu, bereketli, şifalı cemaatle birlikte yenen davet ve ziyafet yemeklerinde ruhları da besleyen, manevî havanın etkisiyle samimî, dost ve kardeşler topluluğunu inşa etmişlerdir.
İslâm medeniyetinin esaslarını teşkil eden şefkat, merhamet, adalet, yardımlaşma ve eşitlik prensipleri temel alınarak, inşa edilen bu nuranî topluluk ruhları hızla kuşatmıştır. Kibir ve gösterişten sakınılarak verilen düğün yemekleri ve daha değişik gayelerle verilen ziyafetlerde, insanlar arasındaki sıralamanın programı bu şekilde ilan edilmiştir. "Kendisine zenginlerin çağırılıp, fakirlerin çağırılmadığı davet yemeği, ne kötü yemektir." (Sûyutî) demiş ve düğün yemeği davetlerine sınıf, soy ve zenginlik ayırımı yapılmaksızın misafir davet etmek gerektiğini bildirmiştir." 1
Resulullah'ın (asm) hazır bulundukları sofra her zaman sağlık, bereket, nezaket ve iktisat kurallarının yaşandığı bir terbiye alanı olmuştur. Sofrada misafir ağırlamanın önemi, sağ elle yenmesi, sağ taraftan yemeğin servis edilmesi, sıcak yemek yenmemesi, ağızla üfürülerek soğutulmaması, israftan sakınmak için yemek kabının iyice temizlenmesi yaşanarak anlatılmaktadır. Yemek yerken yaşanan sıkıntılardan birisi de "Yemek sırasında yere düşen bir lokma olursa, onun şeytana bırakılmamasını, alınıp temizlendikten sonra yenilmesi gerektiğini ifade eden Resulullah (asm): "... çünkü, bereketin yemeğin hangi parçasında olduğunu bilemezsiniz." (Müslim-Ebû Davud). demektedir. Bereketin, yemeğin neresinde olduğunu bilemeyeceğimiz için tabağı sıyırmamız da gerekmektedir. Bu öğütler doğrultusunda yenen yemeklerden asla israf edilmemesi, sofralardan artık çıkması mümkün görünmemektedir." 2
İnsanların kulluk vazifelerini rahat yapabilmelerinin, dengeli ve sağlıklı beslenmeyle yakın ilgisi bulunmaktadır. Sık karşılaşılan açlığın hissedildiği, yemeğin de hazır olduğu zamanlara denk gelen namaz vakitlerinde, öncelikle yemek yenmesi belirtilmiştir. Resulullah (asm), "Biriniz akşam yemeği sofraya konduğunda, namaz vakti geldiği zaman, o kimse, yemek işini bitirinceye kadar namaza kalkmaz." (Ebu Davud) buyurulmuştur. Anlaşılacağı gibi, akşam yemeğinin geciktirilmemesine işaret edildiği anlaşılmaktadır. Besmele ile başlayan beslenmenin, Rezzak-ı Kerîm'in nimetleri tefekkür edilerek "Muhakkak ki Cenab-Hak, kulunun yemek yediğinde ve su içtiğinde, hamd etmesinden memnun kalır." (Müslim). Dualarıyla şükür meyvelerini toplar. "Yediğiniz "yemekleri, Allah'ı zikrederek ve namaz kılarak eritiniz. Yemek yer yemez hemen uyumayınız ki, kalpleriniz katılaşmasın." (İbni Kayyım el-Cevzî, Zadü-l Mead, 2/ 415)) tavsiyelerine uyularak, huzurlu yaşanır.

16