Okullar tatil oldu. Gençlerin ve çocukların tatilde nasıl meşgul edileceği gün geçtikçe aşılamaz bir soruna dönüşüyor. Yaz okulları, okullar tatil olmadan kayıtlarını çoktan açtı. Dört duvar arasından başka bir dört duvar arasına çocukları ve gençleri emanet etmek ne kadar doğru
Doğru olmadığının ebeveynler de farkında. Alternatiflerin olmadığı bir dünyada, el mahkûm, çalışan anneler çocuklarını yaz okullarına yazdırıyor.
Yaz okulları arasında çocukların ve gençlerin vaktini sağlıklı bir şekilde örgütleyen, çocukların dikkatini ve rikkatini arttırmaya yönelik çalışmalar yapan kurumlar var. Ama genele baktığımızda sportif aktivitelerin çoğu kâğıt üzerinde kalan göstermelik kalemler oluyor. Üstelik spor eğitimi ciddi bir eğitimdir, bedenin zihin ile birlikte çalıştırılması gerekir. Kaba antrenmanlar ile çocukların ve gençlerin duygu dünyasına katkı yapılması pek mümkün değildir.
Dar gelirli aileler için yaz okulu olarak Kur'an kursları benim çocukluğumdan itibaren önemli bir ihtiyacı karşılıyordu, fakat yaz Kur'an kurslarından çok da istifade ettiğimi söylemem mümkün değil. Zaman içinde, yaz Kur'an kurslarını günümüzün çocuklarına ve gençlerine daha uygun hale getirmek için gayretli çalışmalar yapan idealist kurumların var olduğunu bizzat görme ve deneyimleme imkânı buldum. Yatılı Kur'an kurslarında velilerin dikkat etmesi gereken hususlar var. Yakından tanık olduğum iki Kur'an Kursu tecrübemi sizlerle paylaşmak istiyorum.
2011 yılında kızımı İskenderpaşa Cemaati'nin Çamlıca'daki Kur'an kursuna gönderdim. Pek çok araştırma yaptıktan sonra orayı tercih etmiş olmamım en önemli sebebi, yatakhanede çocuklarla birlikte kalan öğretmenlerin olmasıydı. Nitekim kızımın kaldığı yatakhanedeki öğretmen o kadar mükemmel, haza hanımefendi bir öğretmendi ki kendisini bir daha görmesek de adını anmaya devam ettik. Kursun bahçesinde voleybol kortunun olması kursiyerlerin birlikte zevkli vakit geçirmelerine imkân sağlıyordu. Cuma günleri yapılan şehir içi pikniklerle İstanbul dışından gelen öğrencilere İstanbul tanıtılmış oluyor,İstanbul'da yaşayan öğrenciler de ilk defa İstanbul'u gören yaşıtları ile "birlikte görmeyi" deneyimliyordu.
Duyguların gelişimi için "birlikte görmek" bahsi önemlidir.
On, on beş yıl önce tanık olduğum ikinci güzel örnek Erenköy Cemaatine ait olan bir Kur'an Kursu'ndan. Arkadaşım orada gönüllü olarak çalışıyordu, beni de öğrencilerle sohbet etmek üzere davet etti. Sohbet etmek için toplandığımız büyük salonun bir köşesinde dikiş makineleri, bir köşesinde mutfak malzemeleri vardı. Öğrencilere dikiş öğretiyor, birlikte yemek yapıyorlarmış. Onlardan bana kalan, aktif dinleyişleri ve ciddiyetle soru soruşları oldu. Kazandıkları maharetler -dikiş dikme ve yemek yapma- kendilerine duydukları öz saygıyı kuvvetlendirmişti.
Son tanıklığım 2026 yılından. Diyanet'e bağlı Tuzla Kur'an Kursu'nun düzenlediği kitap okuma atölyesine katıldım. Sohbet uzun sürdü, gecenin karanlığına kaldık. Fakat o karanlıkta bile bahçenin girişindeki mini tarhlar dikkatimi çekti. Müdire Hanım, Sübyan mektebindeki çocuklarla burada fideler yetiştirdiklerini söyledi. Küçük çocukların dar bir alanda olsa dahi o minik elleriyle tohumu toprağa ekmelerine, sonra ektiklerinin toprağın üzerine çıkışını gözlemlemelerine imkân sağlamak çok kıymetli bir çalışma.
Şunu söylemeye çalışıyorum, erdemlerin kazandırılması sadece kitabi bilgilerle mümkün değildir. Duygu eğitimi için çocukları bedenen aktif hale getirmek şarttır.
Geçtiğimiz Salı (23.6.2026) sizlere "bisikletli okul" projesinden bahsetmiştim. Eksik olmasın bu projeyi inşa edip uygulayan Hakan Öğretmen bendenize mektup ile teşekkür etme nezaketi gösterdi. Buyurunuz:
Sayın Fatma BARBAROSOĞLU Hanımefendi;
Yeni Şafak'ta yayımlanan "Erdemli Davranış Nedir" başlıklı yazınızı büyük bir dikkat vezaman zaman gözyaşları içinde okudum. Son yıllarda Bisikletli Okul çalışmamız hakkında çok sayıda haber, röportaj ve program yapıldı. Ancak ilk kez bir yazıda bisikletlerin, turların, sayıların ve projelerin ötesine geçilerek çalışmanın ruhunun bu kadar derinlikli bir şekilde görüldüğünü hissettim... Yazınızda özellikle "ortak zaman ve mekân idraki" üzerinden yaptığınız değerlendirme beni çok etkiledi. Çünkü biz yıllardır aslında tam da bunu inşa etmeye çalışıyoruz. Bisiklet hiçbir zaman ana amacımız olmadı. Çocukların birlikte üretmeyi, sorumluluk almayı, birbirlerine güvenmeyi ve aynı hikâyenin bir parçası olmayı öğrenmeleri için bir araç oldu.

30