Türkiye en çok hangisini konuştu İsrailli Bakan'ın Türk oyuncuyu tehdidini mi, Botokslu Cenaze'yi mi

Sosyal medya mesafesizliğinin haber algısını nasıl yönlendirdiği, botokslu cenaze gibi dedikodu haberlerini neden 'acının pornografisi'ne dönüştürdüğü sorgulanıyor—peki bu duyarsızlaşma doğal mı, yoksa tasarlanmış mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Podcast, sosyal medya çağında haber üretim mekanizmasının ve tüketim kültürünün nasıl çalıştığını sorgulamaktadır. Yazarlar 'botokslu cenaze' haberinin neden gündem işgal ettiğine, bireysel tanıklıklar ile yayılan haberler arasındaki kopukluğun nedenine ve haber dilinin deneyimi nasıl kişiselleştirerek mesafesizlik yarattığına odaklanıyor. Peki bu mekanizmayı anlamak, toplumun seçicilik kabiliyetini geri kazandırmaya yeterli midir?

Selami: Selam arkadaşlar!

"Bu bir tez konusu olsaydı" adlı podcast serimize hoş geldiniz. Yeni podcast serimiz üç haftadır devam ediyor. İlk bölümleri dinlemeyen arkadaşların bu yayından sonra onlara da kulak vermesini çok isteriz.

"Bu bir tez konusu olsaydı..." serimizi "Botokslu Cenaze Kime ait" sorusu üzerinden sürdürüyoruz. Haberleri izleyin ya da izlemeyin, bu konuya muhakkak ucundan kıyısından bulaşmışsınızdır. Geçen hafta yayınlanan KUİK (Kamu Uzlaşım İzleme Kurulu) verilerine göre her türlü ekonomik ve kültürel seviyeden insan "Botokslu Cenaze Kime Ait" tartışmalarından bir şekilde haberdar. Hatta konu yabancıların bile gündeminde. Geçen hafta Türkiye'de misafir olan Müslüman gençliğin kanaat önderi, konferansına katılanlara bu haberi izleyip izlemediklerini sordu ve izleyenlerin yanlış yaptığını söyledi. "Haberlerin sizi esir almasını, ahlakınızı ifsat etmesini durup seyredemezsiniz. Haddinden fazla yayılmış her haber için 'Niye şimdi, amaç ne, bu benim dünyamda niye var' sorularını sormalısınız" dedi.

Şimdi arkadaşlar bu haber bir tez konusu olsaydı hangi sorular üzerinden ilerlerdik teması üzerinden bir beyin fırtınası yapalım. Bugün Mete ile bana eşlik edecek kişi Elif Ersolmaz. Elif Ersolmaz sosyal bilimlerde Türkiye'nin adının duyulmasına katkı sunan çok genç bir akademisyen. Yaptığı araştırmalar bütün dünyada çok ses getirdi. Ersolmaz bütün araştırmalarına "Belki de öyle değildir" cümlesi eşliğinde başlıyor. Hoş geldiniz, lütfen bize ilk olarak araştırmalarınızı nasıl yürüttüğünü anlatır mısınız Elif Ersolmaz

Elif Ersolmaz:Öncelikle bana sen diye hitap etmediğiniz, içtiğimiz su ayrı gitmiyormuş gibi davranmadığınız için teşekkür ederim. Bunu niye dile getirme ihtiyacı hissettim Çünkü sosyal medya üzerinden yayılan bir mesafesizlik akımı her türlü meseleye bakışımızı kör bir noktaya hapsediyor.

Selami:Çok affedersiniz. Nasıl denir, sözünüzü balla kestim. Nezaket kurallarını hızla geçerek konuya girsek.

Elif Ersolmaz: Konu tam da nezaket kuralları ile alakalı. Nezaket kurallarını imha ederek herhangi bir sorunu çözmek için adım atamazsınız.

Selami: Mete senin yeni bir soru sormak ve konuğumuza itiraz etmek için kıvrandığını görüyorum. Sakin ol dostum. Elif Hanım'ın sözünü kesmeden dinlersek meseleyi daha hızlı ve bütünlüklü bir şekilde kavrama imkânı bulacağız diye düşünüyorum. Elif Hanım, umarım sizin için Mete'ye dostum diye hitap etmemin bir sakıncası yoktur.

Elif Ersolmaz: Yok diyeceğimden emin olarak sorduğunuzun farkındayım. Ama sizi hayal kırıklığına uğratacağım. Kişisel hayatınızda dostum diyebilirsiniz ama biz bu yayını kamu yararına yapıyoruz yani kamusal alandayız. Hem birbirimize hem de ele aldığımız konuya soğuk mesafe açısını ve aşısını korumak zorundayız. "Botokslu cenaze kime ait" haberleri bu mesafesizliği, mevcut konuyu kendi açımızdan nasıl kullanıp imha ettiğimizi ve sorunun her geçen gün çözülemeyecek bir kördüğüm haline getirilişini çok iyi örnekliyor.

Selami:Sizi böyle düşünmeye sevk eden nedir

Elif Ersolmaz: Reddi mirasta bulanan herkes haber bültenlerinde yer almıyor, cenazesini tanıyamayacak halde bulanların acıları, kederleri, yasları haberlerde yer almıyor da neden botokslu cenaze haberi bütün Türkiye gündemini işgal etti Sormamız gereken en önemli soru bu.

Selami:Burada sözü Mete'ye -pardon bu yayın boyunca Mete Bey demek gerekecek herhalde- bırakıyorum. Yok Bey diye devam edemeyeceğim. Bu riyakarlık gibi geldi. Evet dostum yayın öncesi Botokslu Cenaze haberlerinin gördüğü ilgiyi Aristoteles kuramına kadar götürmüştün...

Mete: Konuşabildiğimiz her konuyu Arsitoteles'ten başlatmamız mümkün diye düşünüyorum. Bunun bize ne faydası var diye itiraz edenler olabilir. Faydası şu, hiçbir şey tam da şimdi burada başlamadı. İnsanda binlerce yıldır değişmeyen bir öz var.

Selami:"Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa siz diyordu." Çağrışım, Sohrap Sepehri'nin satırlarını bırakıp gitti. Şey diyecektim... Mete, okunu o kadar geriden almasaydın. Özden girip botokslu cenazeye nasıl getireceksin sözü. Unutma bu programda sözü daha çok konuğumuza vereceğiz.

Mete:Endişeye mahal yok. Sözün yolunu kesmeden... Aristo der ki, anlatı hem bildik bir konu olmalı, yani bizim zaten bildiğimiz şeylerden bahsetmeli hem de ani bir dönüş ile hiç bilmediğimiz şeylerden bahsetmeli.

Selami:Bu haberde bilinenler ve bilinmeyenler neler o halde

Mete: En bildiğimiz şey ölüm. İnsanlar ölür. Ama genellikle çocuklar ebeveynlerinden sonra ölür. Bizim olayımızda kız annesinden önce ölüyor. Sıralı ölüm mü Yaşına bakınca sıralı, ama 70 yaşında merhum kızın annesinden önce ölmesi sırayı bozuyor. Bilinmeyenler nedir Anne kızının cenazesini "Bu kızım değildir" diye reddediyor. Reddetme gerekçesi nedir Cesedin yüzünde botoks olması ve yüzü botokslu cesedin 70 yaşında olması. Yani yeni olan, dedikodu ihtiyacını karşılayan şey, 70 yaşında, dini bütün, oldukça mütevazı hayat şartlarına sahip bir kadının ahir ömründe botoks yaptırmış olması.

Elif Ersolmaz: Dedikodu dediniz... O halde haberlerin diline odaklanalım. Bir deneyim mi yaşatıyor yoksa merakı diri tutan gizemli bir hikâye mi inşa ediyor haberlerin dili Hayatımıza sosyal medya girmemiş olsa idi bunu net bir şekilde cevaplayabilirdik. Ama sosyal medyadan sonra deneyim ve hikayeleştirme habere olan mesafeyi imha ederek, kişiselleştirerek insanların dünyasına dahil ediyor. 3 Nisan akşamı Göztepe'de biri intihar etti. Tren durdu. Anons yapıldı. Ayrılık çeşmesine geri döndük ve metro ile yolumuza devam ettik.

Mete:Bir dakika bunu niye anlatıyorsunuz Biz bu tür haberleri konu etmiyoruz yayınlarımızda!

Elif Ersolmaz: Bu tür haberleri acının pornografisi olarak görüyorsunuz öyle mi Ben size intihar eden kişinin beden bütünlüğü ya da bedenin gördüğü hasara dair betimleyici cümleler mi kurdum Hayır. Niye sözümü kestiniz. Niye cümlemi tamamlamama izin vermediniz

Mete:Buyurun devam edin.

Elif Ersolmaz: O gün trende bir grup erkek "Böyle böyle nüfus kontrolu olacak"diyordu, neşeli bir şeyden bahseder gibi. Başka bir grup "Kardeşim niye akşam saatini seçiyorsun intihar etmek için! Gün ortasını, gün teyzelerinin saatini tercih etseydin" diye öfkeleniyordu.Sözü nereye getireceğim İnsanlar yargılayacakları, dedikodusunu yapacakları, duyduklarında kendilerini iyi hissedecekleri haberlerin peşi sıra gidiyor. Ama bu masum bir gidiş değil. Yönlendiriliyorlar. Dozunda acı. Sınırsız ilgi. Denklem böyle işliyor.