"Köpekler ana olmasın!"

Rahmetli annem anneliğin zorluğunu anlatmak için "Köpekler ana olmasın!" derdi. Son bir haftadır köpeklere anne olanlar ile çocuklara anne olanlar gündem konusu. Bize yeni bir çatışma alanı lazımdı, Almanya üzerinden beyaz eşya reklamı olarak ekranımıza düştü.

Bir zamanlar bayram reklamlarının drama yükü, markanın önüne geçerdi. Anlaşılan o ki önümüzdeki yıllarda anneler günü reklamlarıyla markalar, kutupsallaştırma üzerinden muhtevanın konuşulmasını sağlayarak görünürlüklerine, alımlanma frekanslarına katkı sunacaklar. Markaların vaat edeceği yeni ve farklı bir şey yok, o halde ideoloji pazarlayalım. Yani "Yok aslında birbirimizden farkımız, biz Osmanlı Bankası'yız" bahsidir durum.

2026 Anneler Günü vesilesiyle Alman beyaz eşya markasını nazara veren reklamla, köpeklere anne olanlar ve çocuklara anne olanlar üzerinden bir toplumsal ayrışma kurulup kördüğüme yeni bir düğüm ilave edildi. "İçerik üreticisi" olmak gibi yeni bir "meslek", konu ne ise mevzuya hızlıca giriş yapmak, tüketime sunulan "yeni insan enerjisi" bira arada olunca daima düğüm üstüne düğüm atılacaktır kitleler için.

Hâl böyle olunca taşlar sürekli yeniden dağıtılır, yeni taşlar karşı tarafa tam isabet ettirmek üzere ele alınır, "menekşe mendilim düşe" diyerek taraflar birbirini çekiştirir. Gündem, dipsiz kuyu boş ambar tartışmaları ile, her gün her vesile ile servise sunulan "yeni korku"larla toprağı bol olasıca Bauman'nın tabiriyle kamusal haletiruhiyeye bir negatiflik daha yükler.

Kendi "yurdunda" anneler günü reklamını çocuklu olarak kutlayan, Türkiye'de köpek sahibi ile çocuk sahibini "tam bi anne hikayesi" olarak aynı hizada sunan markanın reklamı RTÜK tarafından yasaklandı. RTÜK Başkanları getirdikleri yasakların neye hizmet ettiği konusunu tekrar tekrar düşünmeli. Çünkü yasakla birlikte/ yasak sayesinde reklamı duymayan görmeyen kalmadı.

"Almanya'da aynı marka çocuklu reklam yapıyor, bize gelince köpek anneleri ile çocuk annelerini aynı hiyerarşik düzlemde ele alıyor" diyen eleştirilere, kes yapıştır tarih, kes yapıştır folklor bilgisi ile "Bizim kültürümüzde hayvanlar evlat bilinir" dendi. Buna karşılık "Evet hayvanlara oğlum, kızım diye hitap edilir ama kimse kendisini köpeğin, kedinin, annesi kabul etmez" itirazları yükseldi. "Ben köpeklerimin, kedilerimin annesiyim var mı itiraz eden" teması ile kendini güncellemek isteyenler sosyal medyalarında video üzerine video yayınladı.

"Patililerin anneleri" vidyo yayınlayıp takipçilerine sunup etkileşim alırken sokak köpekleri tarafından parçalanarak hayatını kaybetmiş olanların yakınlarının sesini duyan, içindeki ateşi gören olmadı.

İçinde bulunduğumuz çağ, zenginlerin fakirleri, mağrurların mağdurları gözünün önünde olduğu halde görmediği bir çağ. Dijital kültür kendi sesine aşık, ötekine kör, ötekine vahşi, merhameti ve şefkati "kendimi seviyorum" mottoları eşliğinde kendine sunanları azmanlaştırıp büyütüyor.

O halde acilen sormamız gereken soru şu: Kalbi olanlar köyünün bireyleri olarak bize düşen nedir Öncelikle her olayı komplo teorileri ile açıklayıp "niyetleri şu" söyleminden vazgeçerek reklamı reklam dili üzerinden eleştirmeliyiz. Reklamı hicvederek eleştirmeliyiz.