I-
Z Haber'den iyi akşamlar sayın seyirciler.
Ahmet Erselim Hoca ile "Botokslu Cenaze Kime Ait"söyleşisi çok ses getirdi. Ses nereden geldi diyecek olursanız öncelikle yayın yönetmenimizin eşinden. Yayın yönetmenimiz rating listelerinde görünmeyen beğenileri, sevgili eşinin takdirleri üzerinden ölçmenin mümkün olduğuna inanıyor.
Geçen hafta benim gönülsüzce başladığım ama merakla sürdürdüğüm programı, eksik olmasın Melda Hanımefendi çok beğenmiş. Kitlesel kabalığa karşı bireysel beğeninin desteklenmesi gerektiğini, Ahmet Erselim Hoca'nın yaklaşımlarının çok değerli olduğunu, bu yaklaşımlardan olabildiğince çok istifade etmemiz gerektiğini söylemiş sevgili eşine.
Melda Hanımefendi'nin tavsiyesini canı gönülden kabul ettik ve kim kimin için değerlidir meselesini Prof. Dr. Ahmet Erselim Hocamızla konuşmayı düşündük...
Hoca'nın, haberleri doğum, düğün, ölüm üzerinden edebi ve felsefi bir derinlik ile ele alma önerisini bizzat kendisi ile uygulamaya niyet edip, yeni sezonda, yani sonbaharda birlikte program yapma teklifini kendisine iletecek iken...Sonbahar takvimini öne çekmemizi gerektiren bir şey oldu. Şey dedim... Bir ölüm, bir cenaze ve hayatta olanların cenazeye göstermedikleri ilgi.
Bir döneme damga vuran, sunduğu haber bültenini "her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız" sözleriyle noktalayan Reha Muhtar'ın cenazesi, bize tam da "Bu cenazeyi Hoca ile konuşmalıyız" dedirtti. Hayatının bir döneminde Türkiye'nin en güzel kadınları ile sevgili olan, yalılarda yaşayan Reha Muhtar'ın cenazesi, sessiz ve ıssız bir şekilde uğurlandı. Cenaze namazının kılınmasına itiraz edenler oldu.
Biraz sonra Reha Muhtar'ın cenazesinden yansıyan görüntüleri hocamızla değerlendireceğiz. Ancak kendisine doğrudan programın Reha Muhtar üzerine olacağını söylemedik. Hoca'ya "Yaşarken çok yer kaplayan, ölümü ile hiç haber olmayanlar üzerine konuşacağız" dedik. "Konuyu Botokslu cenaze ile bağlantılandırarak,yaşarken hiç yer kaplamayan ama ölümü ile aşırı haberleşenler mukayesesi üzerinden ilerlemeyi düşünüyoruz" dedik.
Dolayısıyla sürprizlere açık bir yayın olacağını şimdiden söyleyebilirim.
Hocamızı yayına alabiliriz arkadaşlar.
II-
-Merhaba hocam. Hoş geldiniz. Şeref verdiniz. Son görüşmemizden bu yana nasılsınız
-Teşekkür ederim. Siz nasılsınız
-Biz biraz karışığız hocam. Bir haberci olarak değer bulmak, değer vermek, değer görmek açısından aklımız karıştı, kalbimiz karıştı.
-Kafa karışıklığı iyi yönetilirse fena bir şey değildir esasında.
-İyi yönetmek derken...
-Beklenti ile vuku bulan arasındaki gerilimi kendi içinizde netleştirmenizi kastediyorum.
-Hocam bu çok şey bir cümle oldu. Yani belirsiz.
-Siz bana kafanızın karıştığı somut bir olayı anlatın. Tasvir edin, önermeyi birlikte kuralım.
-Önerme kurmak ile kafayı netleştirmek arasındaki bağlantıyı anlayamadım, çok özür dilerim.
-Biz olayları önermeler eşliğinde görürüz. Önermeler üzerinden sonuca doğru gideriz. Sonuç derken, kafamızı netleştiririz anlamında söylüyorum.
-Nasıl yani hocam Affınıza sığınarak, biraz komik geldi bu söyledikleriniz. Daha doğrusu absürt. Yani atalarımızın elinde hayat yordamı olarak önermeler mi vardı
-Ne güzel ifade ettiniz. Evet atalarımızın elinde neyin nasıl görüleceğine dair önermeler vardı. Atasözleri ve deyimleri geleneksel toplumların yol gösterici önermeleri olarak kabul edebiliriz.
-Nasıl yani Hocam Çok amiyane tabir ile, ben şok avokado şok.
-Ölümü konuşmak üzere davet ettiniz bendenizi. Aşağı yukarı beni nelerin beklediğini tahmin ettiğim için notlarımla geldim. Notlarıma göz atmadan önce sizinle başlayalım. Ölülere nasıl davranmamız gerektiğine dair ilk aklınıza gelen sözü söyleyin.

12