Yazı, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 2025 raporuna dayanan mahkeme kararlarının uygulanmaması ve idarî hataların hukuk devleti ilkeleriyle çözülmemesi sorununu ele almaktadır. Yazar, bu sorunların dış güçlere atfedilerek göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu ve sadece "hak, hukuk ve adalet"e riayet etmekle ulusal birliğin sağlanabileceğini savunmaktadır. Ancak, ülkede herhangi bir hukuk devleti krizinin gerçekten var olduğunu kim ve nasıl objektif olarak belirleyecek?
Türkiye'nin "hak, hukuk ve adalet" konusunda sıkıntılar yaşadığının bir delili ve itirafı da Kamu Denetçisi Erkan Balta'nın beyanıyla ortaya konulmuş denilebilir.
TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyonda, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun denetçileri, 2025 yıllık raporu kapsamında kendi faaliyet alanları ile ilgili sunumlar yapmışlar. Kamu Denetçisi Ertunç Erkan Balta, adalet, millî savunma ve güvenlik, mülkiyet hakkı ve sağlık ana başlıklarında gelen başvurulara ilişkin milletvekillerini bilgilendirirken şöyle demiş: "Mahkeme kararlarının uygulanmaması başta olmak üzere tazminat ve vekâlet ücretlerinin tahsili, bilirkişilik ve arabuluculuk sistemleri, UYAP uygulamaları, noter işlemleri ve adlî sicil kayıtları gibi konularda incelemeler yapılmıştır. Bu başlık altında en yoğun başvuru konularından biri mahkeme kararlarının idare tarafından uygulanmamasıdır." (AA, 10 Nisan 2026)
Kamu Denetçisi Balta, şu tespitleri de yapmış: "2025 yılı itibarıyla adalet, millî savunma ve güvenlik alanında kurumumuza toplam 3 bin 535 başvuru yapılmış olup, bu başvuruların nakil talepleri, barınma ve beslenme şartları, disiplin uygulamaları, sosyal ve eğitsel faaliyetler, sağlık hizmetlerine erişim ve iletişim hakları gibi doğrudan temel hak ve hürriyetlerle bağlantılı alanlarda yoğunlaştığı görülmektedir. Burada çok önemli bir husus var. İdare hatasını düzeltirken mutlaka hukukî güvenlik, hukukî istikrar, haklı beklenti ve hakkaniyet çerçevesinde karar vermek zorundadır. İşlemlerini buna göre yapmak zorundadır. Gelen şikâyetlerden çıkardığımız genel tablo özellikle sosyal güvenlik alanında budur. (...) Ölçülülük ilkesine idarenin mutlaka riayet etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz. İdarelerin hatasız olduğu varsayımıyla hareket etmiyoruz."

6