Yazar, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul trajedilerinin yılların ihmalinin sonucu olduğunu ve sadece eğitim değil adalet sistemi ile medya içeriğinin de sorumlu olduğunu iddia ediyor. Makalesinin merkezinde ise, yetkililerin eğitim hedeflerine ulaşamadığını itiraf etmesine rağmen somut adımlar atılmamasının kötülüğü teşvik ettiği argümanı yer alıyor. İdari sorumluluktan çok daha köklü bir değişim gerekse de, acil masa başında alınacak kararlar yeterli bir çözüm sunabilir mi?
Eğitim sistemiyle ilgili sıkıntılar Türkiye'nin birinci gündem maddesi olması icap ederken hep ötelendi, ertelendi ve görülmek istenmedi. Nihayetinde 'yabancı ülkelerde' yaşanan hadiselerin benzerleri ne yazık ki ülkemizde de yaşanmaya başlandı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan elim hadiseler Türkiye'yi idare edenlere göre "münferit" hadiselerdir. Elbette öyle olmasını arzu ederiz, ancak gelişmeler çok dikkatli ve ihtiyatlı olmak icap ettiğini hatırlatıyor.
Okullarda yaşanan elim hadiseler elbette bir günün meselesi değildir. Yılların ihmali böyle feci cinayetlerin işlenmesine zemin hazırlamış olabilir. Hadiseye böyle bakmak ve uzun dönemli tedbirler almak gerekir.
Gerçi Türkiye'yi idare edenler yaptıkları konuşmalarda eğitim sisteminde arzu ettikleri seviyelere gelemediklerini itiraf ve ifade etmişlerdir. Ancak bu itiraflardan sonra "doğru yönde" adımların atıldığına şahit olunmadı. Madem eğitimde hedeflere ulaşılamadı, o halde sormak icap etmez mi: Kalpleri ıslah eden bir eğitim için atılması gereken adımlar niçin atılmadı Sadece "Bu hususta hedeflere ulaşamadık" demek yeterli olur mu
Yaşanan bu elim hadiseler üzerine elbette çok konuşulacaktır. İyi niyetle yapılacak konuşmalar "eğitim krizi"ni aşma noktasında faydalı olabilir. Keşke izin uzmanları gerekleri cesaretle ifade etse ve idareciler de bu teklifleri dikkate alsa...
Yaşanan facianın sebeplerini çok gerilerde aramakta fayda var. Bazıları için ilgisiz görülebilir, ancak bu şok edici hadiselerin yaşanmasında adaletin tam olarak tecelli etmemesinin de bir payı vardır. Doğru işleyen bir adalet sistemi, suç işleme meyline gem vurmaz mıydı Cezasızlık hâli ya da "yapanın yanında kâr kalır" kanaati; kötülere teşvik anlamına gelmez mi

6