Prof. Dr. Kadri Özçaldıran'ın ardından

Vefat eden yakın dostların adını telefon defterimden silmek zor gelir. Kimileri çok daha zordur. Örneğin geçen hafta toprağa verdiğimiz Boğaziçi Üniversitesi'nin önceki rektörlerinden Prof. Dr. Kadri Özçaldıran gibi. O kendine özgü (nev-i şahsına münhasır) bir kişiliğe ve herhalde çok yüksek bir IQ'ya sahipti. Bazen kabına sığamayan yaramaz bir çocuk, bazen bir denklem çözercesine ağırbaşlı bir hoca olurdu. 2008-2012 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi'nin yedinci rektörü olarak görev yaptı.

Kadri Hoca 1956 yılında Karşıyaka-İzmir'de doğmuş. Bornova Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini ODTÜ ElektrikElektronik Mühendisliği Bölümü'nde tamamlamış. Ardından Amerika'ya giderek Atlanta'daki Georgia Teknoloji Enstitüsü'nden 1980'de elektrik mühendisliği, 1984 yılında uygulamalı matematik dallarında yüksek lisansını almış. 1985'te elektrik mühendisliği dalında doktorasını bitirmiş. Hemen bir yıl içinde Boğaziçi Üniversitesi ElektrikElektronik Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olmuş. Aynı yerde 2000'de bölüm başkanı, 2006'da mühendislik fakültesi dekanı ve 2008'de rektör seçilmişti.

Onun başlıca özelliklerinden birisi açık sözlü oluşuydu. Hani derler ya "tak diye" doğru bildiğini söyleyenlerden biriydi. Öğrencileriyle arkadaş gibiydi. Türkçesi çok temizdi. Arapça, Acemce sözcüklerin Öztürkçe karşılığını bulmaya dikkat ederdi. 29 Şubat'ta doğmuştu. Böylece doğum günü dört yılda bir kutlanırdı. Ve müthiş bir müzik kulağı vardı. Onunla birlikte konser dinlerken ben de kulağımı dört açardım. "İki kez aynı yerde yanlış bastı" diyebilirdi bir piyanist için. Bir kez dinlediği yapıt bile kulağında kalırdı. Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall konserlerimizde dört yıl boyunca her dönem bastığımız kataloglara bir önsöz yazardı. 2009'da yazdığı önsözü aktarayım: "Eğitimi sınıf duvarlarının dışına taşıyabildiğimiz sürece yeni kuşakları daha zengin yetiştirmekteyiz. Sınıf duvarlarının dışında izledikleri nitelikli sanat etkinlikleri öğrencilerin üstün kişilikler geliştirmesine etken olur. Öğrencilerimiz Albert Long Hall konserlerinde mezunumuzla, öğretim üyemizle ve müziğe değer veren İstanbul dinleyicisiyle buluştuğunda kendi iç dünyasına zenginlik katıyor."

Boğaziçi Üniversitesi'nin içinde bir müzik bölümü yoktur. Biz çarşamba konserlerimize Prof. Dr. Üstün Ergüder döneminde başlamıştık. Genellikle bankalardan sponsorlar buluyorduk. Kadri Hoca'nın döneminde Finansbank sponsorumuzdu. THY ise yıllar boyu her dönem sponsorumuz oldu. Şimdi geriye dönüp bakınca bugün ünlenmiş yerli yabancı nice sanatçının ALH sahnesinden geçtiğini görüyoruz. Elvin Hoksa 6 yaşında sahnemize çıkmış bir yetenek, Dorukhan Doruk, Lara Melda, Merve Kocabeyler gibi yerliler; Khatia Buniatishvilli gibi bugün dünyanın en aranan piyanistlerinden birisi, halen dünyanın en ünlü piyanisti Martha Argerich gibi bir sanatçı ilk kez Türkiye'ye Kadri Hoca zamanında gelmişti.