İlber Ortaylı

Onunla yıllar önce Bodrum'daki bir kalede art arda konuşma yapmıştık. Ben müzik tarihinin gelişimini anlatmıştım. Ve yeni çıkan Zaman İçinde Müzik kitabımın CD'lerinden müzik örnekleri sunmuştum. Benden sonra İlber Bey konuştu. Onu ilk kez orada tanıdım. Elinde hiçbir doküman yoktu. Konuşmasını tamamen irticali yapmıştı. Kuşkum yok ki benden daha çok ilgi toplamıştı. Sonra Borusan'ın düzenlediği bir Viyana gezisinde uçakta birkaç sıra arkamda oturuyordu. Ve bana sürekli mesajlar yolluyordu: Örneğin keman çalarmış gibi yapıyor ve elleriyle "olmaz" diyordu. Anlamıştım: Ben çağdaş Türk bestecileri üstüne çok yazı yazıyordum. Onların birçoğu tarihi Türk müziğinden kaynaklanıyordu. Bunu asla kabul etmiyordu.

Daha sonraları Ayla Erduran ile yakın dostluğu bizi de birbirimizle yeniden tanıştırdı. En son İlber Bey ile 10 Ocak 2026 tarihinde karşılaştık. Belki de onun son bir dinletiye gidişiydi. Sevgili dostumuz Ayla'yı ikinci ölüm yıldönümünde Kadıköy Süreyya'da anıyorduk. Hemen karşımdaki locadan bana el salladı. Ben de ona karşılık verdim. Ayla ikimizin arasında bir köprü olmuştu. ok değerli bir tarihçi, bir sanat ve müzik dostunu yitirdik. Şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: "Türkiye çılgın bir müzik gibidir veya derin anlamlı bir şiir. İnsanı hem yorar hem de mutluluk verir."

RAMAZAN BAYRAMI/ ŞEKER BAYRAMI

ocukluğumuzda bir Şeker Bayramı, bir de Kurban Bayramı vardı. Bir ay oruç tuttuktan sonra kanında şekeri düşen konuklara üç gün boyunca bol şeker ikram edilirdi. Şimdi çıkan "Ramazan Bayramı" bana garip geliyor. Sanki ramazan bitti diye bayram ediyoruz! Bayramlarda çocuklara mutlaka yeni giysiler alınır, aile kendi çocuğu kadar mahalledeki yoksul çocuklara da yeni giysi almaya özen gösterirdi. Onlar da yeni giysileri içinde bayram sabahı el öpmeye gelirlerdi. Şimdi "bayram" evden kaçmak demek. Zaten mahallede şeker ikram edilecek çocuk da kalmadı.