Kimi konser vardır, daha salondan çıkmadan etkisi geçmiştir; kiminin de uzun zaman etkisi altında kalırsınız. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın geçen haftaki son konseri, şef, solist ve salondaki dinleyicisiyle uzun süre akıllarda kalacak bir dinletiydi. Önce dinleyiciyi kutlamalıyım: Program notları basılmadığından, karekod okutmayı da herkes bilemediğinden, olduk olmadık yerdeki alkışlara alışmaya çalışıyoruz! Geçen haftaki konserde ise hiç yersiz alkış olmadı! Bütün salon tek nefes olmuştu. Bunun bizleri şaşırtmasını neye borçluyuz diye düşündüm. AKM izleyicisi giderek kendini eğitiyor mu acaba
İtalyan şef Giuseppe Mengoli yönetimindeki topluluk önce Cem Babacan solistliğinde Beethoven'ın 1 numaralı piyano konçertosunu çaldı. Cem'in o çok başarılı yorumundan sonra çaldığı bis parçası hepimizi şaşırttı:
Altı dakika kadar piyanonun tuşlarında, nota tahtasında, yer yer kendi dişlerini birbirine vurarak, minimalist bir ilerleme içinde, Gershwin benzeri caz temalarıyla bezenmiş, müthiş enerjik bir çalışmaydı. Sonradan öğrendiğimize göre bu yapıt, Amerikalı besteci ve piyanist William Elden Bolcom'ın (d.1938) "Serpent Kiss" başlıklı eseriymiş. Bolcom, başta Pulitzer Ödülü olmak üzere nice ödülün sahibi bir besteci. Böylece Cem Babacan da bizi onunla tanıştırmış oldu. Keşke bir anons ile bestecinin ve yapıtın adını önceden duyursaydı, bütün salonu meraktan kurtarırdı.
İkinci yarıda da izleyicinin soruları hâlâ bitmemişti: Johannes Brahms'ın 1861 yılında tamamladığı, keman, viyola, çello ve piyano için kuvartetinin, 20. yüzyıl başı bestecilerinden

20