Her şeyi konuşuyoruz duygularımız hariç

Birçok çift, günlük hayatın hemen her ayrıntısını konuşuyor. İş, alışveriş, tatil planları, aile meseleleri... Ancak sıra korkulara, kırgınlıklara, özlemlere ve sevgiye geldiğinde sessizlik başlıyor. Dile getirilmeyen duygular zamanla birikiyor, yakınlığı azaltıyor ve ilişkileri yıpratıyor. Oysa bazen bir ilişkiyi değiştiren şey, söylenmesi en zor birkaç cümle olabiliyor.

Bir çift düşünün. Sabah kahvaltıda "Bugün iş nasıl geçecek" diye soruyor. Akşam "Marketten ne alalım" diye konuşuyor. Hafta sonu "Tatilde nereye gidelim" diye plan yapıyor. Arkadaşın yeni arabası, patronun son saçmalığı, annesinin sağlık durumu, komşunun gürültüsü, bankadaki kredi faizleri... Her şey konuşuluyor. Her şey. Ama bir şey var ki neredeyse hiç dile gelmiyor: "Ben seni özledim", "Bugün çok yorgunum ve korkuyorum", "Senin o cümlen bana değdi", "Senden uzaklaştığımı hissediyorum", "Seni gerçekten seviyorum ama bazen bunun yükünü taşıyamıyorum."
İnsanlar genelde ilişkilerini anlatırken şu cümleyi kurar: "Biz her şeyi konuşuyoruz." Bu cümle kulağa çok güzel gelir. Şeffaflık, güven, olgunluk çağrışımı yapar. Ama biraz daha yakından bakınca çoğu zaman şu anlama geldiği ortaya çıkar: "Biz pratik şeyleri, planları, günlük hayatı, dışarıdaki olayları konuşuyoruz. İçimizdekileri değil."
Duygular, özellikle de kırılgan duygular, çoğu ilişkinin "konuşulmayan bölgesi" haline geliyor. Öfke biraz daha kolay çıkıyor belki ama kırgınlık, korku, kıskançlık, yalnızlık, değersizlik hissi, "Seni kaybetmekten korkuyorum" duygusu... Bunlar genelde ya hiç söylenmiyor ya da dolaylı yollardan, suçlayıcı cümlelerle, sessizlikle, soğuklukla ifade ediliyor.
Bir kadın arkadaşıma "Sevgilinizle duygularınızı konuşuyor musunuz" diye sordum. "Tabii ki" dedi. "Mesela dün ona 'Bugün çok yorgunum' dedim." Yorgunluk bir duygu tabii. Ama "Yorgunum çünkü son üç gündür seninle aramızdaki mesafeyi hissediyorum ve bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum" demek bambaşka bir şey. Birinci cümle bilgi. İkinci cümle ise ilişki... Peki ya duygular


SESSİZLİK KIRGINLIK BİRİKTİRİR

Bu tür ilişkilerde genelde şu tablo görülüyor:
- Günlük hayat akıyor. Alışveriş listeleri, tatil planları, aile ziyaretleri, iş stresi... Hepsi konuşuluyor.
- Cinsel hayat bazen "iyi", bazen "idare eder" seviyesinde. Ama "Bugün seni gerçekten hissetmek istiyorum" veya "Son zamanlarda aramızdaki yakınlığı özledim" gibi cümleler nadir.
- Tartışmalar oluyor ama bunlar genellikle "Sen yine bulaşıkları yıkamadın", "Geç kaldın", "O arkadaşına çok vakit ayırıyorsun" gibi yüzeysel konular üzerinden yürüyor. Asıl mesele, yani "Kendimi önemsiz hissediyorum", "Sana yetemiyorum korkusu yaşıyorum", "Senin benden uzaklaştığını hissediyorum" hiç dile getirilmiyor.
- Bir taraf "Bir şey yok" deyip susuyor. Diğer taraf da "İyiyse iyidir" deyip geçiyor. Sessizlik, "uyum" sanılıyor.
Oysa sessizlik çoğu zaman uyum değil, birikimdir. Birikmiş kırgınlık, birikmiş korku, birikmiş "Artık söylemeye değmez" hissi.


SUSKUNLUĞUN DA SEBEPLERİ VAR

1- KAYBETME KORKUSU
Duygularını açmak, bir anlamda silahsız kalmak demek. "Seni seviyorum ama bazen seni kaybedeceğim korkusu yaşıyorum" demek, karşı tarafın eline "Bunu kullanabilirsin" diye bir kart vermek gibi hissediliyor. Özellikle geçmişte duygularını açtığında "Abartıyorsun", "Çok hassassın", "Drama yapıyorsun" cevabını almış insanlar, bir daha aynı riski almak istemiyor.
2- ÖĞRENİLMEMİŞ BİR DİL
Çoğumuz duygularımızı isimlendirmeyi, karşı tarafa zarar vermeden aktarmayı hiç öğrenmedik. Ailede "Kızma", "Üzülme", "Korkma" denerek büyüdük. Okulda, işte duygusal ifade zayıflık olarak görüldü. Sonuç: İçimizde bir şeyler kaynıyor ama elimizde sadece "İyiyim" veya "Bir şey yok" cümleleri var.

3- GÜÇLÜ GÖRÜNME BASKISI
Özellikle erkekler için "duygu konuşmak" hâlâ zayıflıkla eşleştiriliyor. Kadınlar da bazen "Ben de güçlü olayım, yük olmayayım" diye kendi duygularını saklıyor. İlişki, iki insanın birbirine "Ben buradayım, seninle güvende hissediyorum" diyebildiği yer olmalıydı. Ama çoğu zaman iki insanın "Ben iyiyim, sen de iyi ol" maskesini taktıkları bir sahne haline geliyor.
4- ALIŞKANLIK VE KONFOR
Duygu konuşmak yorucu. Bazen gerginlik yaratıyor. "Şimdi mi konuşacağız" diye ertelemek kolay. Günler, haftalar, aylar geçiyor. İlişki "iyi" görünüyor çünkü kimse derinlere inmiyor. Ama o derinlerde birikenler bir gün birdenbire yüzeye çıkıyor.


BAŞLARDA 'KAVGA ETMİYORUZ' DİYE ÖVÜNÜLÜR. YA SONRA...
İlk başta hiçbir şey bozulmamış gibi görünür. Hatta "Ne kadar rahat bir ilişkimiz var, kavga etmiyoruz" diye övünülür. Ama zamanla...
Yakınlık azalır: İnsan, duygularını paylaşmadığı kişiye gerçekten yakın hissedemez. Fiziksel yakınlık bile bir süre sonra "birlikte olmak"tan çok "yan yana olmak" haline gelir.
Yanlış anlamalar artar: Söylenmeyen duygular, davranışlara sızar. Soğukluk, alay, aldırmazlıkl...
Bunların hepsi aslında "Söyleyemediğim bir şey var" demenin yollarıdır. Karşı taraf ise bu davranışları "Beni sevmiyor", "Benden sıkıldı" diye yorumlar.
Güven sarsılır: "Ben sana her şeyi anlatıyorum" diyen insan, aslında en önemli kısmı saklıyorsa bir gün "Sen bana hiç güvenmedin ki" cümlesi çıkar ortaya.
Bir gün "birdenbire" biter:
Aslında birdenbire bitmez. Aylarca, yıllarca biriken "konuşulmayanlar" bir noktada taşınamaz hale gelir. O zaman da "Ne oldu Her şey yolundaydı" denir. Yolunda değildi. Sadece konuşulmuyordu.


OLUMLU DUYGULARI PAYLAŞMAK ÇOK ÖNEMLİ

"BEN" DİLİYLE BAŞLAMAK