Evlilikte çocuk için tek doğru zaman yok; ama hazır kalpler, sevgiyle dolu bir yuva ve umutla atılan adımlar her zaman en doğru başlangıçtır. Sevgi, huzur ve biraz da sabır göstermek, aileye ve topluma yeni bir umut getirir. Hazırlık, denge ve sevgiyle karşılanan her çocuk, yalnızca bir ailenin değil, toplumun da yarınlarını aydınlatır
Evlilik çoğu insan için hayatın en önemli dönüm noktalarından biridir. "Bir yuvamız olsun, çoluk çocuğa karışalım" hayali toplumumuzda çok yaygındır. Ama şu sorunun cevabı hiç de kolay değildir: Çocuk ne zaman yapılmalı
Eskiden köylerde, küçük kasabalarda evlenen çiftler daha ilk yılda çocuk sahibi olur, hatta "çocuk olmuyor mu, bir doktora gidin" baskısı hemen başlardı. Oysa günümüzde işler değişti. Eğitim, iş hayatı, ekonomik koşullar, şehir yaşamı derken anne-baba olma kararı artık çok daha fazla düşünülüyor. Çünkü çocuk demek sadece bir canın dünyaya gelmesi değil, aynı zamanda uzun soluklu bir sorumluluk demek. Bu hafta bu konuya odaklanacağız.
KARAR İÇİN DOĞRU ZAMAN VAR MI
Aslında evlilikte "Tam şu yaşta, şu yılda çocuk yapılmalı" diye altın kural yok. Çünkü her çiftin koşulları, beklentileri, imkanları ve hayata bakış açısı farklı. Önemli olan şu üç soruya çiftin birlikte cevap verebilmesi:
1- Biz hazır mıyız
2- İmkanlarımız yeterli mi
3- Birlikte ebeveyn olmaya gönüllü müyüz
Eğer bu soruların cevabı net değilse, çocuk için biraz beklemek çok daha sağlıklı olabilir. Çünkü bebek dünyaya geldiğinde anne-babanın sadece sevgisine değil, huzuruna, sabrına, maddi-manevi desteğine de ihtiyaç vardır.
PSİKOLOJİK HAZIRLIK OLMADAN OLMAZ
Anne-babalık sadece fiziksel olarak çocuk sahibi olmak değildir. Psikolojik olarak da buna hazır olmak gerekir. "Ben bakarım, severim, büyütürüm" demek yetmez. Gece uykusuz kalmak, kariyer planlarının aksaması, çiftin özel hayatının değişmesi, sosyal yaşamın kısıtlanması gibi durumlarla baş edebilecek miyiz İşte asıl mesele budur.
Bazı çiftler evliliklerinin ilk yılında çocuk ister, bazıları ise birkaç yıl "Önce birbirimizi tanıyalım, gezelim, hayatımızı kuralım" der. Hiçbiri yanlış değildir. Yanlış olan tek şey, baskıyla veya sırf toplum öyle istiyor diye çocuk sahibi olmaktır.
Çünkü baskıyla doğan kararlar hem anne- babayı hem de çocuğu zor durumda bırakır.
Çocuğun 'rızkıyla geleceğine' inanılır, bu doğrudur; ama günümüzde çocuk yetiştirmenin maliyeti küçümsenecek gibi değil. Bezinden mamasına, eğitiminden sağlığına kadar her şey ciddi bir bütçe ister. Çiftlerin maddi durumunu gözden geçirmesi, borç içinde boğulurken çocuk yapmayı ertelemesi akıllıca olabilir. Çünkü ekonomik sıkıntılar evliliği yıpratır, çift arasında tartışmalara neden olabilir.
Oysa çocuk huzurlu bir ortamda büyümeyi hak eder.
Kadınların doğurganlık kapasitesi yaşla birlikte azalır, bu bilimsel bir gerçektir. Özellikle 35 yaş sonrası riskler artmaya başlar. Erkeklerde bu durum daha esnek olsa da, baba adayının yaşı da sperm kalitesini etkiler. Bu yüzden "çok da ertelemeyelim" düşüncesi de haklıdır.
Burada dengeyi bulmak gerekir: Ne aceleyle, ne de sürekli erteleyerek...
Toplumumuzda sıkça karşılaşılan bir durum da şudur: "Ee torun ne zaman geliyor" sorusu. Kayınvalide, kayınpeder, akrabalar sürekli baskı yapabilir. Ama unutmamak lazım ki çocuğun sorumluluğunu üstlenecek olan anne-babadır, başkası değil. Bu nedenle çiftin kendi kararını vermesi çok önemlidir. Aile büyüklerini kırmadan ama net bir şekilde "biz hazır olduğumuzda" diyebilmek çift için büyük bir adımdır.
Araştırmalar, planlı şekilde dünyaya gelen çocukların daha huzurlu bir ortamda büyüdüğünü gösteriyor. Anne-baba hazır olduğunda çocuk kendini daha güvende hissediyor. Plansız gebelikler ise hem ebeveynleri zorluyor hem de çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebiliyor.
Evlilikte çocuk ne zaman yapılmalı sorusunun tek bir cevabı yok. Kimileri için ilk yıl, kimileri için beşinci yıl doğrudur.
Önemli olan şudur:
- Çift birbirine güvenmeli.
- Hayat planları az çok oturmuş olmalı.
- Hem psikolojik hem ekonomik olarak hazırlık yapılmalı.
Unutmayalım, çocuk bir ömür boyu sürecek bir yolculuktur. Bu yolculuğa çıkarken valizimizi sabırla, sevgiyle, huzurla ve biraz da imkanla doldurmak gerekir.