Evlilikte anne sevgisi sınırları aşıp ortak hayatın önüne geçtiğinde, eşler arasındaki denge bozuluyor. Önemli kararların anneye danışılması ve eşin sürekli ikinci planda kalması zamanla ilişkiyi yıpratıyor. Çözüm ise anneyi karşıya almak değil; çiftin kendi sınırlarını belirlemesi, kararlarını ortak alması, birbirine öncelik vermesi ve gerektiğinde profesyonel destekten yararlanması
Evin içinde üçüncü bir kişinin varlığı ruhsal olarak sürekli hissediliyorsa, ilişki artık iki kişi arasında kurulamaz. Bu üçüncü kişi de çoğunlukla erkeğin annesidir. Anne sevgisi doğal ve değerlidir. Ancak bazı erkeklerde bu sevgi, sınırları aşarak eşin ve ortak hayatın önüne geçer. Kararlar anneden sorulur, öncelikler anneye göre belirlenir, evlilikteki denge "annem üzülmesin" kaygısıyla bozulur. Sorunun temeli genellikle çocuklukta atılır. Bazı anneler oğullarını aşırı korur, hata yapmalarına izin vermez, sorumluluk almalarını engeller. Baba figürü ya zayıf kalır ya da yeterince etkili olamaz. Oğul, hayatı tek başına göğüslemeyi öğrenemez; annesi onun tek güvenli limanı haline gelir. Bazı ailelerde tablo farklıdır. Anne, kendi duygusal eksikliklerini oğlu üzerinden tamamlamaya çalışır. Kocasından alamadığı ilgiyi ve onaylanmayı oğluna yükler. Oğul da farkında olmadan annesinin duygusal eşi rolünü üstlenir. Evlendikten sonra bu rolü bırakmakta güçlük çeker. Her iki durumda da ortak sonuç aynıdır: Erkek, yetişkin bir birey olarak kendi kararlarını alma, eşine öncelik verme ve sınır koyma becerisini yeterince geliştirememiştir. Bunların ara sıra yaşanması normaldir. Sistematik ve eşin ihtiyaçlarını sürekli geri plana iten bir hale dönüşmüşse, sağlıklı sınır kalmamış demektir. İlişkide şu tablolar sık görülür:
Önemli kararlar alınırken "Anneme bir sorayım" cümlesi düzenli olarak devreye girer.
Annesi aradığında erkeğin ses tonu, beden dili ve öncelikleri anında değişir.
Eşle yaşanan anlaşmazlıklarda "Annem de böyle düşünüyordu" ya da "Annem üzülür" savunması kullanılır.
Kadının ailesine gösterilen mesafe ile anneye gösterilen yakınlık arasında belirgin dengesizlik vardır.
Evde pratikte söz hakkı eşte değil, annededir.
Çocuklarla ilgili konularda bile annenin görüşü belirleyici hale gelir.
SEVGİ TEK BAŞINA YETMEZ
Sınırlar defalarca dile getirildiği halde saygı görmüyorsa, her seferinde kadın fedakarlık yapıyor ve erkek "Annem..." diyerek geri çekiliyorsa, kadın sürekli ikinci planda hissediyorsa ve bu tablo yıllardır değişmiyorsa, ilişkinin sağlıklı olup olmadığı ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Sevgi tek başına yetmez. Karşılıklı saygı, ortak hayat kurma iradesi ve sınır bilinci de gerekir. Elbette anne sevgisi değerlidir. Ancak her değerli şey gibi, sınırı aşıldığında zarar verir. Sağlıklı bir ilişkide iki kişi büyür, iki kişi alan bulur. Biri hep annesinin onayına ihtiyaç duyuyorsa, ilişki gerçek anlamda iki kişi arasında kurulamaz. Asıl mesele, sevginin yönünü ve sınırını doğru ayarlayabilmektir. Çünkü sevgi, tutmakla değil; gerektiğinde bırakabilmekle, güvenmekle ve karşısındakinin kendi hayatını kurmasına alan açmakla büyür. Bir erkek, annesini sevdiği için değil; eşini ikinci plana attığı, ortak hayatını sürekli üçgenin gölgesinde yaşadığı için zorlanır. Bir kadın da "kıskanç" ya da "anlayışsız" olduğu için değil; yıllarca kendini geri planda hissettiği, sözünün geçmediği, duygusal olarak yalnızlaştığı için yorulur. Her iki taraf da aslında aynı ihtiyacı taşır: Görülmek, öncelik olmak ve kendi yuvasında birinci sırada olmak. Değişim mümkündür. Ama değişim, niyetle değil; net sınırlarla, tutarlı duruşla ve bazen profesyonel destekle gelir. Küçük adımlar atılır. Bir karar, sadece iki kişi arasında alınır. Bir pazar günü, sadece çifte ait kalır. Bir cümle, "Annem üzülür" yerine "Biz karar verdik" diye kurulur. Bu adımlar biriktikçe, ilişki nefes almaya başlar. Bazen de değişim gelmez. O zaman da insan kendi gerçeğiyle yüzleşir. "Bu düzen bana yetiyor mu" sorusunu sorar. Cevap "hayır" ise, yol ayırımına cesaret etmek de bir olgunluktur. Çünkü kimse, sevgi adına kendi hayatını sürekli ertelemek zorunda değildir.
DÜRÜST CEVAPLAR DEĞİŞİMİN KAPISINI ARALAR
Dürüst cevaplar değişimin kapısını aralayabilir. Anne sevgisini korumak ile eşine öncelik vermek birbirini dışlamaz. Yetişkin bir erkek her ikisini de aynı anda yapabilir. Bunun için suçluluk duygusuyla yüzleşmesi ve sınır koyma cesaretini göstermesi gerekir. Kendisinde bu eğilimi fark eden erkek şu soruları sorabilir...
Eşimle karar alırken annemin ne diyeceğini düşünmek beni rahatlatıyor mu, yoksa kaygılandırıyor mu
Eşim "Bu konuyu annene sormadan karar verelim" dediğinde içimde ne hissediyorum
Annem üzüldüğünde, eşimin üzülmesinden daha fazla mı etkileniyorum

2