RAMAZAN VE BAYRAMI

Ramazan ayının manevi atmosferi yavaş yavaş sona yaklaşırken, bu mübarek ayın mükafatı olan Ramazan Bayramı'na sayılı günler kaldı. O günler yaklaştıkça evlerde farklı bir telaş başlar. Annelerimiz erkenden temizlik yapmaya koyulur. Evler düzenlenir, mutfaklarda tatlı bir hazırlık telaşı yaşanır. Baklavalar açılır, gelen misafirler için ikramlar hazırlanır. Bayramın habercisi olan bu hazırlıklar, aslında bayram sevincinin ilk adımlarıdır.

Bir yandan da herkes kendi planını yapmaya başlar. Otobüs ve uçak biletleri alınır, kimileri tatil yapıp dinlenmek ister, kimileri ise uzun zamandır görmediği büyüklerini ziyaret etmek için yola koyulur. Memleket yolları bayram yaklaşırken daha da hareketlenir. Herkesin kalbinde aynı düşünce vardır: sevdikleriyle bir araya gelmek.

Çocuklar için ise bayramın anlamı biraz daha farklıdır. Onlar bayramı daha çok tatil, yeni kıyafetler ve harçlıklarla hatırlar. Bayram yaklaşırken alacakları harçlıkları hesaplamaya başlar, bayram sabahını büyük bir heyecanla beklerler. O heyecan, çocukluğun en saf ve en güzel duygularından biridir.

Ama insan büyüdükçe bayramın anlamı da değişir. Bayramın yalnızca tatlılar, harçlıklar ya da tatil olmadığını zamanla daha iyi anlar. Aslında bayram; sevdiklerinle aynı sofrada oturabilmek, onların varlığını hissedebilmek demektir. Eğer bayram günü evine sevdiklerin geliyorsa, onların sesleri evini dolduruyorsa işte o zaman bayram gerçekten bayramdır.

Bazen de insan bayramın değerini yokluğunda anlar. Gittiğin evlerde artık bazı yüzleri göremediğinde, eskiden aynı sofrada oturduğun insanlar eksildiğinde bayramın hüznünü de tanımaya başlarsın. Çünkü bazı evlere bayram sevinç getirirken, bazı evlere ise hatıraların bıraktığı bir hüzün gelir. İnsan bunu ancak yaşayarak anlayabilir.