Bitti sanılan yerden başlamak

Bazı bitişler vardır; kapıyı sertçe kapatır, arkasına bile bakmaz. Bazılarıysa sessizdir. Ne tam biter ne de gerçekten devam eder. İşte insanı en çok yoran da bu belirsizliktir: "Bitti" dediğin yerde, kalbinin hâlâ bir ihtimal bırakması.

Hayat çoğu zaman bize "tamam, buraya kadarmış" dedirtir. Bir ilişki, bir dostluk, bir hayal… Yorulursun. Kırılırsın. "Bir daha asla" dersin. Kendine söz verirsin. Ama zaman geçtikçe fark edersin ki, bazı defterler kapatılsa da sayfaları akılda kalır. Çünkü her bitiş, gerçekten tükenmişlikten doğmaz; bazen sadece yanlış zamanda, yanlış cümlelerle verilmiş bir moladır.

Bitti sanılan yerden başlamak cesaret ister. Önce kendinle yüzleşmeyi gerektirir. Nerede sustun, nerede fazla konuştun Nerede anlaşılamadın, nerede anlamak istemedin Yeniden başlamak; geçmişi yok saymak değil, onu olduğu gibi kabul etmektir. Hatalarıyla, eksikleriyle, kırıklarıyla…

İnsan çoğu zaman yeniden başlamaktan korkar. Çünkü "ya yine aynı şeyler olursa" sorusu hep aklın bir köşesinde durur. Oysa asıl soru şudur: "Ya bu kez farklı olursa" Aynı kalple ama daha bilinçli, daha sakin, daha dürüst… Belki bu kez beklentiler değil, anlayış konuşur. Belki bu kez susmak değil, doğru zamanda konuşmak kazanır.

Bitti sandığımız yerler bazen bize durmayı öğretir. Kendimizi dinlemeyi, sınır koymayı, neye tahammül edemediğimizi fark etmeyi… O duraklar olmasa, yeniden başlamanın kıymetini de bilemezdik. Çünkü her yeni başlangıç, eski bir yorgunluğun içinden filizlenir.