Şimdi sıra demokratik sendikacılıkta

Esfender Korkmaz
22.07.2026
96

Bugüne kadar 1961 anayasasının getirdiği demokratik ve özgür ortamı Türkiye 1972 ye kadar, on yıl yaşayabildi. Sonrası müdahale teşebbüsleri, sağ-sol çatışması, 1980 darbesi demokrasiyi zedeledi.

1994'te Özal yasalarda yer alan ön seçim şartını kaldırdı ve aday tespitini partilerin inisiyatifine bıraktı.

Parti içi demokrasi kalktı. 2002 sonrası bir süre idare ettik. Ancak sonrası kötü geldi. Fetö olayları, O-HAL uygulamaları ve otokrat başkanlık sistemi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü zayıflattı.

Dünyada demokrasi ve hukuk endeksi yapan tüm kurum ve kuruşlar Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları olarak özgür olmayan statüye geçtiğini açıkladı.

Aynen Mülkiyet gibi, hak arama, özgürlük insanların genetiğinde var. Siyasette bu süreç başladı. Toplum bilinci arttı. Yeni siyasi örgütlenmeye gidilmesi ve Kayyum Kılıçdaroğlu'na tepkilerden bu durum çok daha net olarak anlaşılıyor.

Şimdi işçilerin de haklarını aramaları için sendikacılığın gelişmesi gerekiyor. Zira Sendikacılık demokrasinin en belirgin göstergesidir.

Rahmetli Ecevit alışma bakanlığı döneminde;

1963 yılında, 274 ve 275 Sayılı Kanunlar ile Sendikaların kurulmasını güvence altına aldı ve işçilere grevli, toplu sözleşmeli sendikacılık hakkını yasal bir zemine oturttu. Demokratik Sendikacılık: Sendikaların bağımsız birer sivil toplum kuruluşu ve işçi hakkı savunucusu olarak örgütlenmesini destekledi. Sendikalaşma oranı 1980 darbesi ile düştü ve fakat sonradan artmaya başladı. AK parti iktidarında tersine düştü. Söz gelim; 1999 yılında Türkiye de sendikalı işçi oranı yüzde 68,68 iken şimdi yüzde 14'e geriledi.

Fredoom House (Dünya Özgürlükler Evi) 2021 Türkiye raporunda, özgürlük anketi içinde yer alan "Sendikalar ve benzeri meslek örgütleri veya işçi örgütleri için özgürlük var mı" sorusuna dört üstünden 1 puan verilmiş. Yapılan yorum hiç de iç açıcı değil. Bu yorum;

Türkiye'de "Grev hakkı da dahil olmak üzere sendikal faaliyetler kanunla ve uygulamada sınırlandırılmıştır; işverenlerin sendika karşıtı faaliyetleri yaygındır ve yasal korumalar yetersiz şekilde uygulanmaktadır. Temsil barajı gereklilikleri sistemi, sendikaların toplu sözleşme haklarını güvence altına almasını zorlaştırmaktadır." şeklindedir.

Avrupa Birliği; 2022 Türkiye raporunun giriş bölümünde; "Sendikal haklar, gerçek anlamda sosyal diyalog eksikliği ve süregelen kayıt dışı istihdam düzeyleri ile ilgili endişeler devam ediyor." Deniliyor.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonunun (ITUC) 148 ülkeyi kapsayan raporuna göre; Türkiye, 2022 ve 2023 yılında "çalışanlar için en kötü 10 ülke" arasında yer aldı.

Sonradan yapılan 1995 Anayasa değişikliği kamu çalışanlarına sendika hakkı ve 2010 Anayasa değişikliği ile kamu çalışanlarına toplu sözleşme hakkı verildi ve fakat grev hakkı verilmedi.