Özelleştirme ve kamu özel işbirliği kalkınmaya engeldir

1980 sonrası, gelişmiş piyasalar ve ülkeler için önerilen, monetarist politikalar yeni liberal ekonomi ve özelleştirme uygulamaları, ekonomi yönetiminin başında rahmetli Özal tarafından, söz konusu gelişmiş ülkelerle yarışırcasına uygulandı. Dünyada ilk yıllarda en fazla özelleştirme uygulaması İngiltere'de başbakan Margaret Thatcher tarafından yapıldı. Biz de o zaman adeta İngiltere ile yarıştık.

Oysaki, gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasında, Doğal tekel niteliğinde olan ve sosyal faydası yüksek ve stratejik önemi olan altyapıların devlet tarafından yapılması ve işletilmesi gerekir. Bu ülkelerin kalkınmasında kâr maksimizasyonu yerine kamu yararı, erişilebilirlik ve uzun vadeli güvenlik öncelikli olmalıdır.

Bir ekonomide birden fazla elektrik iletim hattı, su şebekesi, demiryolu ağı veya kanalizasyon sistemi kurmak ekonomik değildir. Bu durumda özel şirket işletirse yüksek fiyat, düşük yatırım veya tekelci davranış riski doğar.

Dahası bu hizmetlerin sosyal faydası özel kârından büyüktür. Su, ulaşım, enerji, internet omurgası, liman ve demiryolu gibi altyapı hizmetleri sadece kullanıcıya değil, tüm ekonomiye fayda sağlar.

Kaldı ki, bu alanlar stratejiktir. Enerji iletim hatları, barajlar, limanlar, demiryolları, savunma haberleşmesi ve kritik dijital altyapı dışa bağımlılığı azaltır. Kriz, savaş, afet veya ekonomik şok dönemlerinde devletin doğrudan kontrolü önemlidir.

Türkiye bugün özelleştirilmiş olan altyapıları ve sosyal faydası, özel faydasından daha fazla olan işletmelerin çoğunu 1932 sonrası devletçilik döneminde yaptı.

Devletçilik uygulamasında kadro hareketi etkili oldu.

Kadro hareketine göre, devletçilikte plan mutlaka gereklidir ve bu Plan ekonomi politikasını devlet eliyle inşa edecek bir program olmalıdır. İktisadi faaliyetlerde, halkın daha ucuza mal ve hizmet alması için Devletin üretimde yer alması gerekir.

Bu çerçevede 1933 -1938 birinci beş yıllık sanayi planı hazırlandı.