OTOKRATLARI, YAPTIKLARI YOLSUZLUKLAR VE OPORTÜNİSTLER AYAKTA TUTUYOR

Otokratlar popülizmle fırsatçıları yanına alıp seçimleri kontrol ederken, Türkiye Batı'dan uzaklaşıp Rusya ve Çin'le işbirliği yapması ekonomik açıdan da siyasi açıdan da kendi geleceğini mi satmak anlamına geliyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, dünyada otoriter rejimlerin yeniden çoğunluğa geçtiğini ve bunun demokrasi talebinin azalmasından kaynaklandığını öne sürmektedir. Otokratların yolsuzluğu güç kaynağı olarak kullandıklarını ve Türkiye'nin tek çıkış yolunun Avrupa demokrasisi olduğunu savunmaktadır. Ancak Türkiye'nin dış ticaret açığının yüzde 80'inin Rusya ve Çin'den kaynaklanması durumunda, Batılı demokrasiler Türkiye'nin ekonomik sorunlarını çözmekte ne kadar etkili olmaya istekli?

Dem'in 2025 Demokrasi Raporuna göre, dünyada 91 otokrasiye karşı 88 demokrasi var. Son 20 yılda otoriter rejimler yeniden çoğunluğa geçti.

İnsanlığın İkinci Dünya Savaşından sonra artan demokrasi talebi son yıllarda azaldı. Bunun nedeni halkların menfaatlerine miyop olmasıdır. Bunu bilen kötü niyetli seçilmişler, siyasi popülizm uygulamaları yoluyla ve otokratlarla çıkarı uyuşan "fırsatçı" ya da başka bir ifadeyle "oportünist"lerle kolayca iş birliği yaparak menfaat dağıtabiliyorlar.

Oportünist siyasetçiler menfaat rüzgarına göre saf değiştirenledir. Bu değişmeyi kamufle etmek için de kolay çark etmelerini ülke çıkarına uygun olan politika seçimi şeklinde lanse ederler.

Otokrat, gücü tek ya da dar bir klikle birlikte elinde toplayan yönetici tipidir. Kurumlar, yargı, medya ve denetim mekanizmaları fiilen zayıflatır ve elde tutarlar. Otokratlar seçim yapılan ülkelerde hesap vermekten korktukları için sonunda seçimlerin olmadığı diktatörlüğe gitmek isterler.

Eğer halk Macaristan'da olduğu gibi, erken uyanır ve siyasi tercihini doğru yaparsa, bu süreç önlenir. Geç kalınırsa, otokratlar popülizm yoluyla, fırsatçıları da yanına çeker ve çete oluşturarak seçimleri kontrol eder veya engellemeye kadar giderler.

Söz gelimi Putin hem seçimleri kontrol ediyor, hem de muhalifleri yaşatmıyor.

Geçmişte insanlığa en fazla zarar veren rejimler, dikta rejimler olmuştur. Sovyetler demokrasiyi ve inancı rafa kaldırmış, Stalin gibi diktatör yaratmış ve insanlığın 70 yılını heba etmiştir. Geçmişte diğer diktatörlerin ne yaptığını da hepimiz çok iyi biliyoruz.

Otokratlar, gücü ve popülizmi sürdürmek için yolsuzluğu bir araç olarak görürler.

Fredoom House raporunda, Vladimir Putin "yaygın yolsuzluk"la suçlanıyor. Rapora göre Putin devlet görevlileri ile organize suç örgütleri arasında bağlar kuruyor.

Reuters'in 2014 soruşturması, Putin'e yakın iki ismin devlet sağlık ihalelerinden elde ettikleri gelirin bir kısmını "Putin'in sarayı" diye bilinen Karadeniz kıyısındaki lüks mülke giden şirketlere aktardığını yazdı.

ABD Hazine Bakanlığı da Putin'e yakın elitlerin devleti yağmalayıp serveti aile üyeleri üzerinden sakladığını ve rejimin kleptokratik yapısından faydalandığını söyleyerek yaptırımlar uyguladı.

Aynı rapor, Alyaksandr Lukashenka / Belarus ta bağımsız yolsuzluk soruşturma kurumlarının bulunmadığını, yolsuzluk davalarının genelde kapalı yürütüldüğünü ve bazen hüküm giymiş yolsuzluk faillerinin affedilip yeniden göreve döndürüldüğünü aktarıyor. Bu nedenle Avrupa Birliği 2025'te Belarus'a yeni yaptırımlar ekledi.

Daniel Ortega ve Rosario Murillo / Nikaragua: Freedom House, Ortega dönemini ve Ortega'nın oğlunu rejim adına para aklama ve finansman sağlama gerekçesiyle yaptırım listesine alındığını ve ayrıca Ortega ailesinin bazı devlet bağlantılı sözleşmelerden kişisel zenginleşme sağladığını açıklıyor.

Teodoro Obiang Nguema Mbasogo / Ekvator Ginesi'nde, Freedom House'a göre, 1979'dan beri iktidarda olan serbest ve adil seçimlerin bulunmadığı, petrol zenginliği ile siyasi gücün başkanın ailesinde toplandığı baskıcı bir otoriter düzen var.

ABD Adalet Bakanlığı; Obiang'ın oğlu ve aynı zamanda devlet başkan yardımcısı olan Teodoro Nguema Obiang Mangue'nin, "yolsuzluk gelirleriyle alınmış" 30 milyon dolardan fazla varlıktan vazgeçmeyi kabul ettiğini; resmî maaşıyla açıklanamayacak biçimde 300 milyon doların üzerinde serveti yolsuzluk ve kara para aklama yoluyla topladığını açıkladı.