Küreselleşme, hem dünyada ülkeler arasında gelir dağılımını bozdu, hem de aynı ülke içinde gelir dağılımını bozdu. Yoksul sayısı arttı.
Nedeni; Finansal sermaye güçlendi ve spekülasyon arttı. Reel sektör ve özellikle devlet dışlandı. Sosyal politikalar zayıfladı. En kötüsü de son on beş yıldır, insanlık akıl tutulması yaşıyor ve diktatörler artıyor. Putin'i ve Trump'ı seçen akıl, kendi kurtuluş yolunu da kapatmış demektir.
1. Türkiye'de gelir dağılımı, diğer ülkelere göre daha fazla, toplum vicdanını rahatsız edecek şekilde bozuldu. Söz gelimi, Avrupa Birliği'nde gelir dağılımı sırlamasında Sırbistan'dan sonra sondan ikinci sırada biz geliyoruz. OECD ülkeleri arasında yine sondan beşinci geliyoruz. Gini katsayısı gibi göstergeler de Türkiye'de gelir dağılımının aşırı bozulduğunu gösteriyor.
2. Eşitsizliğin nedenleri;
Spekülatif piyasa yapısı, devletin dışlanması, enflasyon ve maaş ve ücretlerin TÜFE' ye göre düzeltilmesi, siyasi popülizm, tarımsal desteklerin azalması, sosyal faydası olan kamu altyapı yatırımlarının özelleştirilmesi, fiili işsizliğin artması, kamu altyapı yatırımlarının pahalı yapılması ve bu maliyetin sosyalize edilmesi, gelir dağılımının aşırı bozulmasına neden oldu.
Dikkat edersek, hepimiz, muhalefet dahil, gelir dağılımında çarpıcı bozulmayı ve negatif etkilerini konuşuyoruz ve fakat gelir dağılımı nasıl düzeliri konuşmuyoruz.
Özellikle Muhalefet partilerinin ayağı yere basan bir çözüm programları olmalı ve bunu topluma anlatmaları gerekir. Ayağı yere basan diyorum, zira hatırlanacağı gibi, Başbakan Çiller bir araba, bir ev olmak üzere iki anahtar vaadinde bulundu ve fakat 1994 krizinde birçok insan, olan anahtarını da kaybetti.
3.Gelir ve servet dağılımı Nasıl Düzelir
Demokrasi, hukukun üstünlüğü, kurumsal devlet ve kurumsal eğitim sağlanmadan, hiçbir ekonomik ve sosyal politikanın başarı şansı olmaz.
Kurumsal devletin önemi;
Kamu ihale kanunu değişmeli, ve kamu ihalelerinde istisnalar kaldırılmalıdır.
Zaruri tüketim mallarında KDV oranları yüzde 1'e indirilmelidir.
Sosyal faydası, sosyal maliyetinden daha yüksek olan yatırımlarda ve üretimde devlet piyasaya girmelidir. Kamu özel ortaklığı yoluyla yapılan tüm altyapı yatırımları, elektrik dağıtımı gibi stratejik özelleştirmeler devletleştirilmelidir.
Tarımsal desteklerin de GSYH'nın yüzde birinden daha düşük olmaması gerekiyor.
Devlet -piyasa optimum dengesi sağlanmalıdır.
Bölgesel politikalar;