Halk yoksulsa istikrar dikiş tutmaz...

Esfender Korkmaz
17.06.2026
98

Ekonomik, siyasi ve sosyal göstergeler, son on yılda önceki dönemlerden farklı olarak, demokraside, hukukun üstünlüğünde gerileme ve gelir dağılımında aşırı bozulma şeklinde oldu.

Bu tespitler uluslararası kurumlar ve AB raporlarında sürekli yapılıyor.

Gelir dağılımında bozulma için de Dünya Bankası son noktayı koydu ve 2026 Mart kalkınma raporunda "Türkiye Dünyada gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkeler içindedir.'' dedi.

Bu şartlar altında, yalnızca para ve maliye politikaları, yaşamakta olduğumuz ekonomik, sosyal ve siyasi istikrar sorunlarını çözmekte yetersiz kalır.

Bu sorunlar içinde gelir dağılımı önemli bir yapısal sorundur.

Gelir dağılımında bozulma, yoksul ve zengin farkını açarak hem sosyal gerilim yaratır, hem siyasette insanlar biat kültürüne mecbur kalır hem de piyasa yapısı bozulur. Bunun içindir ki Türkiye de artık İkili piyasa yapısı oluştu.

Zenginlerin talebi lüks/premium pazarını büyüttü.

Halkın alım gücü düşük olduğu için normal sosyal konutlar daha az, lüks konutlar daha fazla satılıyor. Siyasi bağlantısı olan malum bir firmanın Ömerli de yaptığı 75 metrekare oturum alanı 75 metrekare, üst kat ve bodrum katı olan bir ikiz villa 2 milyon dolara satılıyor. Tamamının satıldığı söyleniyor. Buna karşılık Sarı Gazi'de 100 bin dolar olan daire satışları daha durgun geçiyor.

Devlet hastanelerinde 6 ay sonrasına randevu alabiliyorsun. Buna karşılık özel hastaneler aynı gün müdahale diyor ve fakat bir ameliyat bir milyon liradır. Eğer yoksulun satacak bir evi, bir gayrimenkulü yoksa yaşamak hakkı yok demektir.

Avrupa da hiçbir ülkede Türkiye'de olduğu kadar lüks araba yoktur.

Bir mağazada Santoni İtalyan marka ayakkabı sordum, fiyatı 290 bin lira dediler. 2026 net asgari ücret 28.075,50 liradır. Bir asgari ücretlinin bu ayakkabıyı alması için yiyip içmeden 10 ay çalışması gerekir.

Bir moda mağazasında, örme kazak sordum 90 bin lira dediler. Bunları takip ettim. İkinci gidişimde ikisi de satılmıştı.

Bütün lüks lokantalar dolu. Lüks lokantalarda kişi başı en düşük yemek parası beş bin liradır. İstanbul'da 20 milyonun 1 milyonu çok zengin 19 milyonu yoksuldur. Bir milyon kişi lüks lokantaları doldurmaya yetiyor.

Lüks mal ve hizmetlerde gelir esnekliği yüksektir. Yani gelir arttıkça bu mallara yapılan harcama oransal olarak daha hızlı artar.

Söz gelimi bir kişinin geliri 3 katına çıkınca ekmeğe harcaması 3 katına çıkmaz; ama yurtdışı tatil, özel okul, lüks araç, yatırım amaçlı konut gibi kalemlere harcaması çok daha fazla artabilir.

Gelir dağılımı aşırı bozuksa bir yandan yüksek fiyat-yüksek kalite-yüksek kâr segmenti, diğer ucunda düşük fiyat-düşük kalite-düşük marj segmenti oluşur. Lüks mallarda düşük kapasite ve yüksek fiyat oluşur. Toplam Üretim potansiyelin altında kalır.

Bunun içindir ki, hizmet sektörü bizde enflasyonla mücadele önünde bir engeldir.

Hane halkının borcu artar.

Bazı aileler aç kalmamak için kredi kartı veya tüketici kredisi ile borçlanıyor. Başka bir ifade ile yaşamak için borçlanmak zorunda kalıyorlar. Bu nedenle dönmeyen tüketici kredileri artıyor. Hükümet sık sık yasayla veya kararla yeniden yapılandırma yoluna gitmek zorunda kalıyor.

Gösteriş amaçlı tüketim arttı.

Gösteriş tüketimi, insanların bir malı ya da hizmeti yalnızca kullanım değeri için değil, statü, prestij, zenginlik veya sınıf konumu göstermek için tüketmesidir.

Teorik olarak gösteriş tüketimi Thorstein Veblen'in 1899 tarihli Aylak Sınıfın Teorisi: Kurumların İktisadi İncelemesi