GELECEĞİMİZİ DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ

Devlet borçlanarak altyapı yatırımı yapması yanlış değil, ama kamu-özel işbirliği yoluyla yapılan projelerin maliyeti neden bu kadar yüksek çıkıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, hükümetlerin gelecek nesillere borç bırakmadan sürdürülebilir büyüme yapması gerektiğini savunuyor ve bunun için kamu yatırımlarının özel sektör aracılığı yerine doğrudan yapılması gerektiğini ileri sürüyor. Türkiye'deki kamu-özel işbirliği modelinin yüksek maliyetler ve bütçe yükü yarattığını eleştiriyor. Ancak devlet denetim ve şeffaflık zayıfsa, doğrudan yatırımlar da aynı sorunlara mı maruz kalır?

Hükümetlerin görevi kaynak yaratmaktır. Ancak kaynak yaratırken gelecek nesillerin hakkını bugünden kullanırsak, kötü miras bırakmış oluruz. Söz gelimi, Osmanlı'dan yeni Türkiye'ye hiçbir yatırım kalmadı ve fakat Osmanlının dış borçlarını yeni kurulmuş yoksul Türkiye ödedi.

Gelecek nesilleri korumanın yolu için başta sürdürülebilir büyüme geliyor. Söz gelimi bir hükümet aşırı borçlanırsa, geri ödeme sırasında, anapara ve faiz, toplam ödemelerin GSYH'ya oranı büyüme oranından daha yüksek olursa, ülkede yoksullaşma başlar.

Sürdürülebilir büyüme için fiziki ve beşeri sermaye birikimi yapmak gerekir. Bunun için de önce tasarruf oranını artırmak, sonra bu tasarrufları, altyapı makine, fabrika, ekipman, teknoloji, yatırımlarına yönlendirmek gerekir.

Beşeri yatırım için, eğitimde fırsat eşitliği getirmek, eğitim planlaması yapmak, eğitim kurumlarını ideolojiden uzak tutmak ve sisteme kurumsal yapı kazandırmak gerekir. Eğer eğitimi ideolojik kalıplara sokarsak, beşeri sermaye oluşumu gerçekleşmez. Sovyetlerde herkes eğitimli idi fakat yine de sistem çöktü.

Öte yandan sermaye piyasası sermaye birikimini hızlandırır. Ama spekülasyondan uzak bir piyasa oluşturmak gerekir.

Kurtuluş savaşı sonrasında, sermaye birikimi henüz oluşmamıştı. Hükümet devletçilik politikası ile, cebri tasarruf yaratarak, 1933- 1938 birinci sanayi planı kapsamında yüzlerce fabrika yaptı, millileştirme yaptı, tren yolu ve karayolu altyapısını artırdı.

Bunların ve daha sonraki kamu yatırımlarının tamamına yakını özelleştirildi. Yatırımların özel sektöre geçmesi elbette ülkenin üretim potansiyelini düşürmez. Ama uygulamada özelleştirilen işletmelerin birçoğu kapatıldı ve yalnızca arsaları spekülatif karlar için kullanıldı. Dahası halkın refah seviyesini negatif etkiledi. Mal ve hizmet fiyatları arttı. Birçoğunda da istihdam daraldı.

Gelecek kuşakların imkanlarını muhafaza etmenin bir yolu, bugün kamu kaynaklarını etkin kullanmaktır. Eğer devlet yatırım yapacaksa, bütçe açığı vermesi ve borçlanma yapması yanlış değildir. Zira yapılacak yatırım hem gelecek kuşaklara kaynak yaratır hem de zaman içinde kendisi için yapılan borçlanmadan daha fazla değer yaratır.

Ancak bütçe kaynaklarını lüks ve şatafat için harcarsan, popülist amaçlı dağıtırsan ve bunun için borçlanırsan potansiyel büyüme düşer. Üstelik bu borçları gelecek nesiller öder. Gelecek nesiller için hem büyümeyi düşürmek, tersine onlara borç bırakmak, elbette hükümetlerin yapacakları en ciddi yanlıştır.

Türkiye de bütçe ile kamu yatırımı yapılmıyor. Kamu-özel işbirliği yoluyla yapılıyor.