Ekonomide ve siyasette dengeler değişmelidir

1980 sonrası yeni liberal politikaların küresel düzeyde en belirgin iki özelliği; Devlet dışlandı, siyasette otokrasi tırmandı.

Devletin dışlanması nasıl oldu

Kamu altyapı yatırımları ve Kitler özelleştirildi.

Kit'ler zarar ediyor denildi. Ama KİT'lerin gelir dağılımına ve insan refahına etkisi dikkate alınmadı. KİT'leri kar zarar esası değil sosyal fayda ve maliyet esasına göre değerlendirmek gerekir.

Türkiye'de de KİT'ler özelleştirildi. Ama bazılarının arsaları satılarak kapatıldı. Mal arzı daraldı. Et balık kurumu gibi bazı kurumlar kapatıldığı için, et pahalılaştı.

Dahası elektrik, su doğal gaz gibi stratejik malların üretimi ve dağıtımı özelleştirildi. Birim fiyatlar arttı.

Kamu özel işbirliği – yap işlet devret modeli ile kamu yatırımları daha pahalıya çıktı. Bütçeye ilave maliyet getirdi. Türkiye de elektrik, İngiltere'de su dağıtımının ve Şili'de emekliliğin özel fonlara devri, fiyatların artmasına ve halkın refah seviyesinin düşmesine neden oldu. Devletin üretici, planlayıcı ve sosyal koruyucu rolü daraldı. Devletin düzenleme ve denetimi zayıfladı. Bunun içindir ki, Piyasada spekülasyon ve manipülasyon arttı. Türkiye de fon krizi bu dediğime örnektir. Sektörel dengeler bozuldu.

Finans sektörünün ve sermaye piyasasının temel işlevi, tasarrufları üretken yatırımlara yönlendirmektir. Fakat kısa vadeli kazançların ödüllendirildiği, borçlanmanın büyüdüğü ve denetimin yetersiz kaldığı bir ortamda finans, kendi içinde kazanç üretmeye odaklandı. Varlık fiyatlarındaki artış yeni borçlanmayı, yeni borçlanma da fiyat artışını besledi. Üretim kapasitesi aynı ölçüde artmadan kâğıt üstünde finansal servet büyümüş oldu.

Bütün bu sorunları aşmak için Piyasa – Devlet optimum dengesi yeniden kurulmalıdır.

Gerçekten bir ekonomide kalkınmanın temel şartı mevcut kaynakları en verimli şekilde kullanmak ve en yüksek toplam faydayı sağlamaktır. Bunun gerçekleşmesi için ülke kaynaklarının etkin kullanılması, özel faydayı hedefleyen özel sektör ile sosyal faydayı hedefleyen devlet faaliyetlerinin, optimum denge içinde olması gerekir. Başka bir ifade ile; bir ekonomide iktisat politikalarının başarısı ve kaynakların en verimli şekilde kullanılması için, her şeyden önce devlet – piyasa arasında optimal bir denge kurulmuş olması gerekir.