Yazar, Türkiye'nin dış borç yapısının diğer ülkelerden çok daha kırılgan olduğunu savunuyor çünkü kısa vadeli borçlar artıyor, doğrudan yatırım girmeyip sıcak para geliyor ve cari açık kapatılamıyor. Temel argümanı, 2026'da karşılanması gereken 334 milyar dolarlık döviz ihtiyacının (borç rollover + cari açık + kaynağı belirsiz çıkış) finansman zorlukları nedeniyle ekonomiyi iflasa sürükleyebileceği yönünde. Peki bu hesaplamalarda turizm geliri, ihracat artışı ve potansiyel yapısal reformlar yeterince göz önüne alındı mı?
19 NİSAN 2026 / YENİ AĞ- ESFENDER KORKMAZ
Türkiye'nin en son, 2025 III çeyrekte açıklanan toplam dış borç stoku, 560 milyar dolardır. Şimdilerde 580 milyar dolara çıkmıştır. Eğer GSYH' ya oranlarsak Eylül 2025 itibariyle yüzde 36,7'dir. Bu oran yüksek bir oran değildir. Söz gelimi aynı oran Arjantin'de yüzde 78,4 ve Brezilya'da yüzde 76,5'tir.
Ne var ki Türkiye'de dış borç riskini artıran faktörler diğer ülkelere göre daha fazladır.
1. Türkiye döviz kazanmıyor, her yıl cari açık veriyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde cari açığın en iyi finansman aracı doğrudan yabancı yatırım sermayesidir. Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırım sermayesi girmiyor; yalnızca kısa vadeli sıcak para giriyor. ıkan yatırım sermayesi daha fazla olmaya başladı.
Dış borçların kısa vadeli sıcak para ile finanse edilmesi, riskleri de artırdı. ünkü bu durumda ekonomi aşırı kırılgan oldu. Dış borçlarda temerrüt risk primi her zaman 200 üstünde oluyor. Bu nedenle Türkiye daha pahalı borçlanıyor. Dış borçları çevirmek zorlaştı.
2. Türkiye de dış borç ödeme dövizle olduğu için, Merkez Bankası, Merkezi devlet, bankalar ve özel sektör dış borçları fark etmiyor. Toplam borç stoku önemlidir. Döviz bulmak için önce yüksek büyüme ile TL yaratmak sonra dövize çevirmek gerekir. Türkiye düşük büyüme yaşıyor
3. Eğer bir ülke teknoloji ithali ve yatırım için dış borç alırsa, büyüme ve ihracat artar. Dış borçların ödenmesi kolaylaşır. Ama Türkiye'nin toplam ithalatı içinde yatırım malları ithalatı yüzde 15'i geçmiyor. Bu kadar ithalat da mevcut yatırımların yenilenmesi ve amortismanına ancak yetiyor.
4. Türkiye'de kısa vadeli dış borçların toplam içindeki payı yüksektir. Bu pay giderek artmıştır. 2016 da yüzde 22,4 olan oran, 2025'te yüzde 32,2'dir. (Aşağıdaki grafik)
Kısa vadeli dış borçların toplam içindeki payı artarsa dış borçlarda risk artar
Rollover riski artar; yani eski borcu yeni borçla çevirme baskısı yükselir. Sürekli dış finansman bulmak gerekir. Faiz ve risk primi koşullarından daha hızlı etkilenir. Döviz ihtiyacı ve rezerv yeterliliğine gereksinim artar.
Türkiye de bir yıl ve daha kısa vadeli olan dış borçlara kısa vadeli dış borçlar deniliyor. Bir de bunun üstüne vadesi gelen ve bir yıl içinde ödenmesi gereken orta ve uzun vadeli dış borçlar var. Artı cari açığı ve yine net hata ve noksan kaleminden kaynağı belirsiz döviz çıkışını eklersek, Türkiye için her zaman döviz bulmak risk sınırında kalıyor.

4