Atatürk'ün ekonomide istikrar mücadelesi...

1918'de Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, her savaştan çıkan ülkede olduğu gibi Osmanlıda da;

Üretim azalmıştı, mal kıtlığı vardı, enflasyon artmıştı, kamu maliyesi zordaydı, savaş sırasında faaliyetleri kesintiye uğramakla birlikte Düyûn-ı Umûmiye İdaresi varlığını sürdürüyordu. Biriken dış borç vardı.

Lozan Antlaşması'yla Osmanlı borçları, Türkiye ile Osmanlı'dan ayrılan ülkeler arasında paylaştırıldı. Düyûn-ı Umûmiye'nin gelirleri doğrudan toplama yetkisi sona erdi; Osmanlı borçlarının son taksidini 1954'te ödedi.

Bunun içindir ki Kurtuluş Savaşını iyi bilmek zorundayız; Zira Kurtuluş Savaşı iki ordunun savaşması gibi dar bir kalıba sığmaz. Dünyada bildiğimiz savaşlardan çok farklıdır. Kurtuluş Savaşı denilmesi yalnızca bir semboldür. Ekonomik kalkınma ve ekonomik bağımsızlık da bu savaşın bir parçasıdır.

Atatürk'ün tam bağımsızlık ve ekonomik kalkınma çözümleri saplantıdan uzak pragmatik bir yoldan olmuştur.

Ekonomik ve sosyal kalkınma, şablonlarla sağlanmaz. Ekonomik kriz de şablon politikalarla çözülmez. Ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik yapı, üretici ve tüketici beklentileri ve tepkileri, iktisadi siyasi ve sosyal konjonktür, Sosyo- ekonomik yapıya göre politika oluşturmak gerekir. Söz gelimi Türkiye İMF ile 19 stand-by anlaşması yaptı, bunların yalnızca birinde, 2001 stand -by anlaşmasında başarılı oldu. 2005 anlaşması 2001 anlaşmasının devamıdır.

Cumhuriyet ilan edilmeden önce ekonomik kalkınmanın
pratik çözümleri için 17 Şubat – 4 Mart 1923'te İzmir İktisat Kongresi yapıldı. Kongrenin açılışında Atatürk " Hayat demek ekonomi demektir. ünkü; Millet yoksul kaldıkça hiçbir şey yapamaz " şeklinde konuştu.

İzmir iktisat kongresinde özel teşebbüse dayanan bir kalkınma modeli esas alındı. Ancak Atatürk bu model içinde de yoksulluğun çözümü için pratik çözümler getirdi.

Örneğin, 1925 yılında ürünün bir kısmının harman yerinde devlete verilmesi şeklinde uygulanan ve bu nedenle hem tarımda verimi düşüren hem de köylünün tepkisini çeken Aşar kaldırıldı. Aynı yıl köylüye 20 yıl vadeyle toprak dağıtıldı.

1923-1930 yılları arasında özel sektörü teşvik etmek için, Osmanlıdan kalan "Teşvik-i sanayi kanunu" yeniden düzenledi.

1929 Dünya iktisadi bunalımının getirdiği sorunları çözmek için 1932'de getirilen "Devletçilik uygulaması" da Türkiye şartlarına göre düşünülmüş dinamik bir politikaydı.

Devletçilik kapsamında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı yapıldı. 20 dolayında fabrika kuruldu. Bu dönemde ekonomi büyüdü. Dış ticaret 1938 dışında fazla verdi.

Atatürk'ün önemli bir hedefi de, ekonomik ve siyasi bağımsızlık oldu. Örneğin sosyo-ekonomik sistem konusunda emparyalist devletlerin baskısına karşı çıktı ve devletçilik uyguladı. Yine Rusya'nın sosyalist diretmelerine karşı çıktı.