Maskeli balonun sonu

Sosyal medyada kimlikle giriş zorunluluğu çocukları algoritmaların pençesinden kurtarır mı, yoksa devlet denetiminin başlangıcı mı olacak?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, internetsiz yılları bilen kuşağın dijital platformların getirdiği anonimlik ve sorumsuzluğun toplumsal çöküşe yol açtığını savunmaktadır. Bu iddiayı, kimliğin gizlendiği ortamlarda hakaretin ve iftiranın arttığını, çocukların koruma altındaki ilişkiler yerine algoritmaların yönlendirmesine teslim olduğunu gözlemleyerek öne sürmektedir. Kimlik doğrulama sisteminin sorunu azaltacağını iddia etse de, bu çözüm özgürlük ve mahremiyet arasında gerçekten dengeyi sağlayabilir mi?

Bizim kuşak, 80'li yıllar ve öncesi doğumlular, internetsiz zamanları bilen son nesil. Sarı kulübelerdeki jetonlu telefonların önünde sıra beklediğimiz günleri, çevirmeli ev telefonlarının başında çalmasını beklediğimiz akşamları hatırlıyoruz. Haber almak için gazete bayisine gitmek, birine ulaşmak için sabretmek zorundaydık. Sonra bir anda dünya hızlandı. Tuşlu telefonlar çıktı, internet evlere girdi, gazeteler ekranlara taşındı. Hayat kolaylaştı sandık. Oysa fark etmeden başka bir şey oldu: SabırBizim kuşak, 80'li yıllar ve öncesi doğumlular, internetsiz zamanları bilen son nesil. Sarı kulübelerdeki jetonlu telefonların önünde sıra beklediğimiz günleri, çevirmeli ev telefonlarının başında çalmasını beklediğimiz akşamları hatırlıyoruz. Haber almak için gazete bayisine gitmek, birine ulaşmak için sabretmek zorundaydık. Sonra bir anda dünya hızlandı. Tuşlu telefonlar çıktı, internet evlere girdi, gazeteler ekranlara taşındı. Hayat kolaylaştı sandık. Oysa fark etmeden başka bir şey oldu: Sabır gitti, mesafeler kalktı, sınırlar silindi. Farkına varmadan, kimliğin saklanabildiği, sorumluluğun ortadan kalkabildiği yeni bir dünyanın kapısını araladık.Mesela Facebook 2004 yılında Harvard Üniversitesinde kuruldu, ülkemizde de 2006 yıllarında kullanıma açıldı. Henüz 20 yıl olmuş. Bir insan ömrünün çeyreği bile değil. Fakat bu kısa sürede sosyal medya, devletlerin bile baş etmekte zorlandığı büyük bir güce dönüştü. Bugün ise insanoğlu "sınırsız özgürlüğün" heyecanını yitirdi ve modern çağın dijital köleleri olunduğu gerçeği hepimizin ekranlarını çalmaya başladı. Hayatımızı kolaylaştıran teknolojik devrimlerin ağır hasarı altındayız. Kimliklerin gizlendiği, sorumlulukların ortadan kalktığı ve çocuklarımızın nelerle karşı karşıya olduğunu bilemediğimiz ekranlar dünyasında debelenip duruyoruz. Navigasyon olmadan evinin yolunu bulamayacak kadar teslim olmuş bir nesil olup çıktık. Sadece yolları değil, hayati kararlarımızı da artık cihazlara soruyoruz.Sarsıcı olan ise şu: Bugünün anne-babaları, çocuklarını yönlendiren değil, çoğu zaman onların yönlendirdiği yetişkinlere dönüşmeye başladı. Buna paralel, kamusal düzenin kontrolü sağlanamaz hale geldi. Otorite zincirinin halkaları; aileden, okula, sosyal çevreden devlete kadar birer birer kırılıyor. Manevi bağlar kopuyor. Adı konulamayan ancak kaynağı belli bir kaosun hakimiyeti söz konusu. Hakaret sıradanlaştı, iftira kolaylaştı, itibar suikastı bir tuş mesafesine indi. Anonimlik, "cezasızlık zırhına" dönüştü.Dijital platformlardan elde edilen gücü elinde bulunduranların dünyanın geri kalanına meydan okuduklarına ve hiçbir kuralı tanımadıklarına şahitlik ettiğimiz şu günlerde, bu gidişe "dur" demenin yollarını arayan devletler yeni bir bağımsızlık mücadelesi başlatıyorlar. Çünkü sosyal medya devletlerin egemenlik alanlarını da işgal ediyor. Bunun için de kontrolü sağlamak ve sınırsızlıkların önüne setler çekmek kaçınılmaz.Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medyada kimlikle giriş zorunluluğuna ilişkin açıklamaları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisine dair uyarılarını tartışıyoruz. Bu adım, geç kalınmış olsa da internet tarihinin önemli kırılma noktalarından biri olacak. Toplumların güvenliğini, ailelerin huzurunu ve çocukların karakter gelişimini doğrudan etkileyen bu dipsiz kuyudan çıkmak gerekiyor.Bugün anne-babaların önemli bir kısmı, çocuklarının kimlerle konuştuğunu bilmiyorlar. Çocuğunuzun odasında yalnız olduğunu sanıyorsunuz ama o odada görünmeyen kaç kişinin olduğunu bilmiyorsunuz. Kimliği ve kişiliği belirsiz ekranlar daha çok gençlerin hayatlarını işgal ediyor. Çocuklara, aileler ve eğitim kurumları değil algoritmalar yön veriyor.Tartışılan yalnızca Türkiye'ye özgü bir mesele değil. Çin, sosyal medya hesaplarının gerçek kimlikle açılmasını zorunlu tutan en katı modeli uyguluyor. Avrupa ülkeleri hesapların izlenebilir olmasını ve platformların sorumluluk üstlenmesini sağlayan düzenlemelere yöneliyor. İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde özellikle çocukların korunması amacıyla