Türk siyasetinde birçok partide sayısız bölünme, ayrışma ve hesaplaşma yaşandı. Kaynamalar oldu, hizipler oluştu, yeni hareketler ve liderler sahneye çıktı. Dün alkışlananların bugün "hain" ilan edilmesine de alıştık, geçmişte yerden yere vurulanlara günümüzde "umut" bağlanmasını da... Kimse kızmasın ama sosyal medyanın da etkisiyle "siyasi omurgasızlık" neredeyse sıradanlaştı.
Ancak CHP'de yaşanan kaosun eşi benzeri yok. Buna ne alışılagelmiş bir parti kavgası diyebiliriz ne de klasik bir liderlik yarışı. Ucunun nereye ve kimlere dayanacağı belli olmayan çok katmanlı bir hesaplaşmayı izliyoruz. Genel başkanlık koltuğunun kimin hakkı olduğu tartışmaları bir yana; aylardır delege ayartmalarını, belediyelerden akan paraları, siyaset-sermaye ilişkilerini, medya ağlarını ve ihale düzenlerini konuşuyoruz.Bu nedenle de CHP'de yaşanan her tartışma birkaç saat içinde karşılıklı ihanet suçlamalarına dönüşüyor.
İşin daha dikkat çekici tarafı ise şu: CHP içerisindeki sonuçları kestirilemeyen kavga belirgin bir fikir ayrılığı da üretmiyor. Mesela "Türk Solu" veya sosyal demokratlar siyasette yeni bir yola girmenin sebep-sonuçlarını yaka paça masaya yatırmıyor. Zaten böyle bir enerjileri de kalmadı.
Toplumun ve CHP seçmeninin önüne yolsuzluk iddiaları, para ilişkileri, kasetler, mahkemeler ve itiraflar saçıldığı için artık kimse siyaset konuşmuyor. Dünyanın mevcut düzeni yıkılıyor, coğrafyamız yangın yeri ama ülkeyi yönetme iddiasındaki parti kaset savaşları veriyor.Tam da bu noktada insan ister istemez soruyor: CHP neden kendi içinde tüm tarafları ve kamuoyunu ikna edebilecek gerçek bir sorgulama başlatmıyor Madem ortada bu kadar ağır iddialar, mahkeme kararları, görüntüler ve belgeler var. Etkin isimler bir yandan da mahkeme kararlarını tanımayacaklarını ilan ediyor. O halde neden parti içinde bağımsız bir denetleme mekanizması kurulmaz Üstelik böyle bir geleneği olan; yakın zamana dek vekillerinin önemli kısmını önseçimle belirleyen, belediye başkanlarını ilişkilerin değil "örgütün" aday gösterdiği bir yapısı var CHP'nin.O halde, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel'in birbirlerini tasfiye etmeye çalışmak yerine CHP'nin üzerine çöken şaibe ve yolsuzluk bulutlarını dağıtacak ortak bir irade göstermesi gerekmez mi
Oysa meseleye tamamen kurumsal sorumlulukla yaklaşılsa ve iki tarafın üzerinde uzlaşacağı bağımsız bir "Hakikat Kurulu" oluşturulsa CHP bu yokuş aşağı gidişten kurtulabilir.
Bunun için de CHP ile resmi bağları olmayan ancak partinin kodlarını çok iyi bilen isimlerden bir jüri bile oluşturulabilir. Aklıma; Sedat Ergin, Bekir Ağırdır, Soli Özel, Mine Gül Kırıkkanat, Ertuğrul Özkök, Mustafa Balbay, Fikret Bila, Faruk Bildirici, Ataol Bayramoğlu, Rıza Türmen, Sami Selçuk, Umur Talu, Zülfü Livaneli isimleri geldi. Daha birçok "CHP otoritesi" isim önerilebilir.
Uzun zamandır Gazze'den ve bazı sosyolojik meselelerden başka yazı kaleme almayan biri olarak neden böyle bir öneride bulunduğumu da izah edeyim.

21