İran-İsrail terazisi: Tavrımız ne mi olmalı

Önüme bir videosu düştü. "Sudanlı askeri komutana 'İran mı İsrail mi' sorusu. Verdiği cevap dikkat çekti" diyordu paylaşımda. Konuşan bir Sudanlı ama o bir asker değil. Fakat sözleri kurşun gibi. Delip geçiyor. Üzerinde askeri kıyafet olmasının ise sosyolojik anlamları var.

Sözlerinin Türkiye'de karşılık bulmasının nedenleri malum: "Şii" İran'a, İsrail ve Amerika saldırırken, Sünni Müslümanlar nasıl tavır almalı Ya da bir "tavır" alınmalı mı

Sosyal medyaya bakılırsa yanıtlar çok karışık. İki kanattan da aklı selime kasteden çıkışlar var.

Dönelim, her iki "uca" da Sudan'dan yükselen keskin itiraz sahibine. Videosunu izleyenler ve ilk defa bu yazıyla haberdar olacaklar için önce hatibi kısaca tanıtmak istiyorum.O asker görünümlü kişi: Prof. Dr. Naci Mustafa Badawi. Sudan'ın önde gelen akademisyenlerinden. Hem şeriat ve hem de modern hukuk uzmanı. Sudan'daki önemli yükseköğretim kurumlarından Omdurman Islamic University'de profesör. İslam hukuku, şeriat uygulamaları ve çağdaş hukuk dersleri veriyor. İlahiyatçı ve vaiz kimliğiyle de biliniyor. İslam düşüncesi, ahlak ve toplumsal meseleler üzerine yaptığı çalışmalarla Sudan'da büyük ilgi gören Badawi,Nisa Suresi'nin aile ve hak hukukuna dair hükümlerinin titizlikle uygulanmasını, toplumsal nefretin ve suç oranlarının düşürülmesinde temel çözüm olarak görüyor.Badawi'nin uzmanlığı hukukla sınırlı değil. Kendisi aynı zamanda İslam ekonomisi ve faizsiz finans modelleri üzerine de yetkin bir isim.

***

Badawi'nin söz konusu konuşmasında üzerinde askeri kamuflaj olmasının nedeni ise ülkesi Sudan'ın savaşta olması. Talebeleri arasında askerler de var.Gelelim İran ve İsrail hususunda daha çok; "Sünni Müslümanların önüne koyduğu" hassas teraziye.

Konuşmasına, İran konusu hakkında ilk defa konuştuğunu belirterek başlayan Badawi, "Bu sözler sadece size değil, bütün Müslümanlara; herkes duysun diye söylüyorum" diyor.

O halde, bundan sonrasında sözü kendisine bırakıyorum:

"İnsanlar diyor ki: 'İran'ın yanında mı duralım yoksa İsrail'in yanında mı' Bazıları diyor ki: 'İranlılar Safevî projesidir, sahabelere sövüyorlar, Hz. Âişe'ye sövüyorlar.' Başkaları ise diyor ki: 'Hayır, İran'ın yanında duralım.' Biz de soruyoruz: 'Neden İran'ın yanında duralım' Onlar da diyor ki: 'Çünkü İran bize daha yakın. Tamam, diyelim ki günahkârlar, sapmışlar, sahabelere sövüyorlar ama yine de bize daha yakınlar. Diğerleri ise Yahudi.'Bütün bunlar yanlış bir yöntemdir. Müslümanların hâlâ bu çatışmalarda gerçek ölçüleri bilmemesine üzülüyorum. Bir çatışmada kimin yanında duracağımızın ölçüsü bu değildir.

Ben birinin yanında inancı nedeniyle durmam. Bana yakın olduğu veya uzak olduğu için de durmam.

Biz İran'ın yanında, sırf Müslüman oldukları için durmayız. Yahudilere de sırf Yahudi oldukları için karşı çıkmayız. Bu yanlış bir ölçüdür.Eğer tam iman sahibi bir Müslüman, açıkça kâfir olan birine zulmederse, biz zulme uğrayan o kâfirin yanında dururuz. Çünkü ilke budur: Adalet!

'Ey Davud! Seni yeryüzünde halife kıldık. İnsanlar arasında hak ile hükmet' (Sad, 26).