Önceki yazımda, Amerika ve İsrail'in yapay zekâ uygulamalarını kullanarak otonom bir katliam yürüttüğüne dikkat çekmiştim. Silikon Vadisi, sıradan insanların dijital ayak izlerini Pentagon'un muharebe yeteneklerini yeniden kodlayan önlenemez bir güce dönüştürdü. Aklımız henüz almıyor olabilir; füzeler oturduğumuz odaya düşmediği müddetçe kendimizi güvende hissedebiliriz. Fakat İran'daki hedeflerin yapay zekâ maharetiyle vurulması ve Minab şehrindeki kız okulunda olduğu gibi binlerce sivilin katledilmesi
Amerika'nın 1945'te Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atarak dünya düzenini dizayn etmesi kadar sarsıcı sonuçlar doğuracak.Alışveriş alışkanlıklarımızdan nabız sayımıza, uyku saatlerimizden siyasi görüşlerimize kadar her verimiz anbean kayıt altına alınıyor. Bizi tanıyarak hayatımızı kolaylaştıran bu dil modelleri, hassasiyetimizi öyle bir köreltmiş ki, sıramızı beklerken bu ekosistemi beslemeye devam ediyoruz. İsrail'in Gazze soykırımında ve işgal ettiği yerleşim yerlerindeki Filistinlere saldırılarda, gözetim ve verileri analiz ederek hedefleri belirleme hizmeti aldığı Microsoft'un Yapay Zekâ CEO'su Mustafa Süleyman'ın kitabında geçen şu cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum: "Tek bir insanın bir milyar insanı öldürme kapasitesi bulunuyor. Yeter ki motivasyonu olsun."Bu cümle bugün şu anlama geliyor: Karar vericiler, Pentagon ile anlaşan Anthropic ve OpenAI'ın veri setlerini kullanarak atom bombası etkisinde katliam emirleri verebilir. Tıpkı atom bombası atmak gibi!Geçtiğimiz aylarda Yeni Delhi'deki yapay zekâ zirvesinde, 100'den fazla ülke temsilcisi bu gücün bir avuç Amerikan firmasının elinde toplanmasını tartışmıştı. Ancak varılan sonuç sarsıcıydı:
4