Bazı cümleleri okurken yüreğiniz sıkışabilir, mideniz bulanabilir. Tüm dünyanın dehşetle takip ettiği Epstein ifşalarından ayıkladıklarım üzerinden yaptığım okuma beni dehşete düşürdü çünkü. Fakat şunu da ifade edeyim: Duygularımız, "Bu kadar alçalmış olamazlar" diyemeyecek kadar körelmiş olabilir.
Önce, Epstein Adası ifşalarındaki pedofili vahşetine odaklanmamız gerekiyor. Belgeler artık pedofili, insan kaçakçılığı ve küçük yaştaki kız çocuklarına yönelik cinsel istismar suçlarını net olarak ortaya koyuyor.
Tüm bu sapkın düzeni kuran Jeffrey Epstein da verdiği son röportajlardan birinde, pedofiliyi normalleştiren sözler sarf etmişti. 2018 yılında, Epstein'i evinde ziyaret eden New York Times yazarı James Stewart bir yıl sonra kaleme aldığı izlenim yazısında, bugünler için altı çizilecek bilgiler aktarıyor. Epstein sohbetlerinde, "küçük yaştaki kızlarla seks yapmanın kültürel bir sapma olduğunu" söylüyor ve eşcinselliğin de bazı toplumlarda böyle yorumlandığı üzerinde duruyor. Yani pedofilinin de eşcinsellik gibi bir "yönelim" olduğunu savunuyor. Gayet rahat, kendinden emin, memnun ve duygularına meşruiyet arayan, düşüncelerini de New York Times gibi yaşam biçimleri pazarlayan yayın organında yayımlatacak kadar da güçlü bir karakter olarak sapkınlığını argümanlaştırıyor.
Yayımlanan son belgelerde ise Epstein'in, Harvard'lı Biyolog Robert Trivers ile yazışmalarında "transseksüel devrim" planladığı ve bu doğrultuda bilgiler almaya çalıştığı görülüyor.
Trivers, yazışmaya "çok basit, erkekten kadına geçişi, kadından erkeğe geçişle karşılaştıracağım" diyerek başlıyor ve erkekten kadına geçişi "daha yaygın, daha çekici ve daha kazançlı" olarak tanımlıyor. Hormon müdahalelerini insan bedeninde "yeni fenotipler üretmenin" bir aracı olarak sunan Harvard'lı Biyolog, yazışmanın sonunda korkunç bir bilgi veriyor: "Bu arada artık müdahaleyi daha erken yaşlara itiyoruz. Yani 3 yaşındaki oğlunun trans eğilimleri olduğunu fark ediyorsun ve şimdi hormonlarla müdahale ediyorsun."
Bu sapkın fikri Epstein'e sunan Trivers'in, Epstein'dan en az 40.000 dolar fon aldığı ve reşit olmayan kızlara yönelik cinsel saldırılar hakkında "14 veya 15 yaşlarına geldiklerinde yetişkin kadınlar olduklarını, bu yüzden eylemleri o kadar iğrenç görmüyorum" diyerek Epstein'i savunduğu da biliniyor.
Tam burada, Epstein'in verdiği röportaj ve yazışmalarından yani 2018'den sonra, bir yoğunlaşma dikkatimi çekti. Bu küresel ağı, finansmanını ve medya ayağını tam oturtmadan, Türkiye'deki sinsi yapılanmayı görmemiz mümkün değil. Çünkü Amerika'da olanların eş zamanlı ülkemizde de yansımaları oldu.
Sanırım bundan sonrasını dehşet içinde okuyacaksınız. Ancak şunu ifade edeyim: Her şey gözlerimizin önünde yaşandı.
***
CİNSİYET KATİLLERİ EPSTEİN ADASI'NDA2018'de teorisi kurulan bu planın, sonraki yıllarda nasıl finanse edildiğine bakalım. İlişki ağı sadece biyologlarla sınırlı değil. İşin içinde bizzat neşteri tutanlar da var.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni belgelerde, trans tıbbının önde gelen isimlerinden biri olan ve çocukları da ameliyat eden cerrah Jess Ting'in, üç çocuğuyla birlikte Epstein adasına gittiği ortaya çıktı. Yazışmalar; Epstein'in pedofili adasına yapılan aile ziyaretlerini, evlerine giriş çıkışları açıkça gösteriyor. Daha da vahimi, Ting'in kurduğu trans cerrahi programı için Epstein'dan destek arayışında olduğu ve binlerce dolarlık fon aldığı belgelendi.
Yani çocukların cinsiyetini değiştiren cerrahlar, çocuk istismarcısı Epstein tarafından fonlanıyordu.
***
NETFLIX VİTRİNE TAŞIYORTeori tamamdı, cerrahlar fonlanmıştı. Peki toplum buna nasıl hazırlanacaktı İşte orada "kültürel propaganda" devreye sokuldu.
Eşcinsel yaşamın sosyal bulaşı tarlası vazifesi gören Netflix'in hemen her dizi ve filmde LGBT'li karakterleri ön plana çıkarması da bu zaman diliminde sıklaştı. Fakat platform, 2020 yılında sınırları zorlayarak, pedofiliyi vitrinine taşıdı.
Netflix, 2020 yılının eylül ayında ABD'de yayına giren 'Mignonnes' filmi ile "çocukları cinsel obje" haline getirdi. Türkiye'de 'Minnoşlar' adıyla yayınlatılmak istenen ancak RTÜK tarafından platformun kataloğundan çıkarılan film; 11 yaşındaki Amy isimli kız çocuğunun twerk (kalça dansı) yapan gruba duyduğu hayranlığı ve onlara katılmak umuduyla dişiliğini keşfetmeye başlayarak aile geleneklerine meydan okumasını konu ediniyordu. Netflix'in filmi sunma biçimi ve afişi tüm dünyada tepki çekince, görseller ve açıklamalar güncellenerek izleyiciye sunuldu. Yani, 11 yaşındaki bir kızın erotik hayatı bir şekilde yayına verildi.
"Pedofili" aslında bu filmle küresel ölçekte tartışmaya, yani "alıştırmaya" açılmış oldu.
***
PEDOFİLİYE "İSİM" VE YENİ BİR ALGI ARAYIŞISahadaki bu fonlama ve medyadaki algı operasyonu sürerken, 2022 yılında "fikri zemin" ve "literatür" için bir adım daha atıldı.
Burada, LGBT ideolojisinin "kutsal kitabı" sayılan ve kavramları belirleyen Amerika merkezli Dünya Transseksüeller Birliği (WPATH) devreye giriyor. Bu birliğin Danışmanı Miranda Galbreath, 2022 yılında çıkıp tüyler ürpertici bir "dil devrimi" önerisinde bulundu. Hanımefendiye göre, "pedofili" kelimesi çok iticiymiş, kişileri aşağılıyormuş. Bunun yerine "küçüklere ilgi duyan kimseler" denmeliymiş!
Açın, Batılı gençlerin bilgi kaynağı ve yapay zeka teknolojisinin içerik damarı Reddit'ten okuyun. Tartışmaların ve tepkilerin ardı arkası kesilmiyor; ancak pedofiliyi normalleştirme gayreti de sınır tanımıyor. Galbreath'ın bu sapkınlığı masumlaştırma ve meşrulaştırma savunması ise aynen şuydu: "Neye ilgi duyduklarını onlar seçmedi. Tıpkı bizlerin neye ilgi duyduğunu seçmediği gibi… Bir şeye ilgi duymakla bunu harekete dökmenin aynı şey olmadığını belirtmek istiyorum."
Dikkat ettiniz mi Bu savunma, Epstein'in 2018'de NYT yazarına söylediği "pedofili de bir yönelimdir" teziyle birebir aynı.
Bu arada yine 2022 yılında, bu dalganın Avrupa'ya vuruşunu Almanya'da gördük. Berlin'de LGBT kreşi açıldı ve ön kayıtla 60 çocuğa eşcinsel yaşam eğitimi verilmeye başlandı.
***
TÜRKİYE'DE DE DÜĞMEYE BASILIYORGelelim "trans çocuklar" söyleminin Türkiye'de tartışmaya açılmasına. Bu küresel takvimin Türkiye'deki dişlileri de eş zamanlı dönmeye başladı.

11